Hayallerimin Kahramanı Başka Diyardan Lyon

Bölüm 4.00 - Kızıl Yıldırımın Uyanışı

Önceki Sonraki
------------------ KARAKTER BİLGİLERİ ------------------
LYON : Lyon, Ankara’da yaşayan lise çağında, oyunlara ve fantastik dünyalara tutkuyla bağlı bir gençtir. Dışarıdan bakıldığında zayıf, sıradan ve tecrübesiz görünür; fakat içinde sürekli gelişmek isteyen inatçı bir ruh taşır. Strambeourg Diyarı’na çağrıldığında önce bu dünyayı bir oyun gibi algılar, ancak zamanla acının, korkunun ve ölümün gerçek olduğunu fark eder. Büyücü ve Şövalye sınıflarına aynı anda sahip olması onu sıradan kahramanlardan ayırır. Ana elementi Yıldırım, yan elementi Toprak’tır; fakat gizli potansiyeli sayesinde sınırlarını aşabilecek bir karakterdir. Lyon’un en belirgin özelliği, her yenilgiyi bir “seviye atlama” fırsatı olarak görmesidir.
--- Uzun boylu, asil duruşlu ve dikkat çekici beyaz saçlı bir gençtir. Keskin yüz hatları, parlak gözleri ve sakin ama güçlü bakışları ona doğuştan bir kahraman havası verir. İnce ama savaşla şekillenen çevik bir vücudu vardır; ilerledikçe hem zarif hem de ürkütücü derecede güçlü görünür.


MİNA : Mina, enerjik, neşeli ve açık sözlü bir okçudur. Kısa turuncu saçları, hafif deri zırhı ve sırtındaki büyük yayıyla hareketli, çevik ve dikkat çekici bir görüntüye sahiptir. Sürekli yemek yemesi ve rahat tavırları onu ilk bakışta komik bir karakter gibi gösterse de savaş alanında oldukça dikkatlidir. Hedef alma yeteneği güçlüdür ve tehlike anında paniğe kapılmak yerine hızlı tepki verir. Lyon’un ekibinde moral kaynağı gibidir; ortamı yumuşatır ama gerektiğinde ölümcül bir destek savaşçısına dönüşür.
--- Kısa turuncuya çalan kızıl saçlı, enerjik bakışlı ve atletik yapılı bir genç kızdır. Parlayan gözleri, hızlı hareketleri ve sırtındaki büyük yayıyla tam bir hareketli savaşçı havası taşır. Tatlı görünümünün altında vahşi bir avcı çevikliği vardır.


ZANE : Zane, sessiz, gizemli ve gölge gibi hareket eden bir suikastçıdır. Kapüşonunu çoğu zaman yüzüne kadar çeker; simsiyah, donuk bakışları onun geçmişinde karanlık bir şeyler olduğunu hissettirir. Çok az konuşur, fakat konuştuğunda genellikle durumu en net gören kişi odur. Hançerleriyle hızlı, sessiz ve öldürücü saldırılar yapar. Mina’nın enerjik yapısının tam tersine, Zane soğukkanlı ve mesafelidir. Lyon’un ekibinde gizlilik, takip ve ani saldırı gücünü temsil eder.
--- Simsiyah saçlı, solgun tenli ve keskin yüzlü bir gençtir. Soğuk gözleri ve neredeyse hiç ses çıkarmadan hareket eden bedeni onu bir insan gibi değil, gölge gibi gösterir. İnce, sessiz ve ölümcül bir duruşu vardır.


BÜYÜCÜ LARİTA : Larita, Eliqsue Krallığı’nın Büyücüler Loncası’nın başındaki 7. Seviye eşsiz bir büyücüdür. Zarif ama otoriter bir duruşu vardır; bilgisiyle çevresindekilerde saygı uyandırır. Mana, elementler ve büyü teknikleri konusunda derin bir tecrübeye sahiptir. Lyon’a bu dünyanın büyü sistemini öğreten ilk önemli rehberlerden biridir. Onun gözünde Lyon yalnızca çağrılmış bir kahraman değil, aynı zamanda anlaşılması zor bir potansiyeldir. Larita, sakin tavrının altında tehlikeyi önceden sezebilen zeki bir öğretmen havası taşır.
--- Uzun ve zarif yapılı, dalga dalga düşen koyu mor saçlara sahip etkileyici bir kadındır. Bilge bakışları, sakin yüz ifadesi ve asil büyücü cübbesi ona soylu bir güç katar. Etrafında her zaman gizemli ve ağır bir aura hissedilir.


KRAL RESPUX : Respux, Eliqsue Krallığı’nın kralı ve aynı zamanda Yüce Kılıç Ustası olarak tanınan güçlü bir liderdir. Sadece tahtta oturan bir hükümdar değil, savaş geçmişi olan saygın bir savaşçıdır. Krallığını tehdit eden canavar tehlikesi yüzünden yeni kahramanın çağrılmasını umutla beklemiştir. Dışarıdan bakıldığında ağırbaşlı, asil ve güven veren bir kral gibi görünür; fakat krallığın sakladığı gerçekler ileride onun karakterine daha derin ve sorgulanabilir bir yön katabilir. Respux, Lyon için hem koruyucu bir otorite hem de dikkatle yaklaşılması gereken politik bir figürdür.
--- Geniş omuzlu, heybetli ve krallara yakışır ihtişamlı bir adamdır. Sert yüz hatları, kısa kesilmiş saçları ve otorite saçan bakışlarıyla sadece kral değil, gerçek bir savaşçı gibi görünür. Zırh içindeyken adeta yaşayan bir kale gibidir.


KAEL : Kael, “Kuzeyin Bekçisi” olarak bilinen güçlü bir Buz Şövalyesidir. Uzun boylu, soğuk bakışlı ve sırtında çift el kılıcı taşıyan etkileyici bir savaşçıdır. Buz mavisi gözleri ve yaydığı ağır aura, onun sıradan bir rakip olmadığını daha ilk anda belli eder. Seviyesi Lyon’dan çok daha yüksektir ve savaş sırasında gücünü kontrol etmeyi bilen gerçek bir ustadır. Kael yalnızca fiziksel olarak güçlü değildir; rakibini analiz eden, zayıf noktalarını gören ve savaşın ritmini kendi lehine çeviren tecrübeli bir dövüşçüdür. Lyon için Kael, aşılması gereken büyük bir duvar ve gerçek anlamda ilk üst seviye rakiplerden biridir.
--- Uzun boylu, buz gibi bakışlara sahip, gümüşe çalan açık saçlı bir savaşçıdır. Keskin çene hattı, soğuk yüz ifadesi ve ağır zırhıyla yaklaşılması zor bir güç hissi verir. Varlığı bile savaş alanının havasını değiştirecek kadar baskındır.


DARİUS : Darius, Şövalye Loncası’ndaki yetenekli ama kibirli genç şövalye adaylarından biridir. Yapılı vücudu, kestane rengi saçları ve kendinden emin tavırlarıyla ilk bakışta güçlü bir savaşçı izlenimi verir. Ancak kibri, onun en büyük zayıflığıdır. Lyon’u zayıf gördüğü için küçümser ve bu tavrı onu sık sık hataya sürükler. Darius, Lyon’un ilk sosyal ve fiziksel rakiplerinden biri olarak görür.
--- Kaslı yapılı, gösterişli duruşlu ve kendine fazla güvenen bir genç şövalyedir. Kestane rengi saçları, keskin kaşları ve meydan okuyan gülümsemesiyle ilk bakışta kibirli olduğu anlaşılır. Güçlü ve havalı görünür ama bakışlarında sürekli rekabet vardır.


USTA GRAKOR : Grakor, Şövalye Loncası’nın başındaki sert, otoriter ve tecrübeli savaş ustasıdır. Parlak çelik zırhı, yüzündeki eski kılıç yarası ve güçlü fiziğiyle savaş meydanlarından gelmiş bir adam olduğunu hemen hissettirir. İlk başta Lyon’a şüpheyle yaklaşır çünkü dış görünüşü bir kahramana benzemez. Ancak Grakor, kibirli değil gerçekçidir; yeteneği gördüğünde kabul eder. Lyon’un ham gücünü disipline sokan, ona savaşın oyun olmadığını hatırlatan karakterdir. Sert konuşur ama öğrencilerini korumayı bilen gerçek bir usta figürüdür.
--- İri yapılı, taş gibi sert yüzlü ve savaş izleriyle dolu tecrübeli bir ustadır. Kalın boynu, güçlü kolları ve yüzündeki eski yara izi onun ne kadar çok savaş gördüğünü belli eder. Onu gören herkes, tek bakışıyla bile disiplin hisseder.


KILIÇ USTASI ELARA : Elara, koyu renk örgülü saçları, sakin duruşu ve keskin gözlemleriyle öne çıkan genç bir kadın şövalyedir. Darius’un aksine insanları dış görünüşlerine göre yargılamaz. Lyon’un acemiliğinin altında hızlı öğrenen, potansiyelli bir savaşçı olduğunu ilk fark edenlerden biridir. Eğitim sırasında serttir ama küçümseyici değildir; Lyon’u zorlar çünkü gelişebileceğine inanır. Elara, Lyon’un hem fiziksel olarak güçlenmesinde hem de bu dünyanın savaş disiplinini öğrenmesinde önemli bir rehberdir. Soğukkanlı, adil ve güçlü bir karakterdir.
--- Uzun, fit ve son derece dengeli bir savaşçı görünümüne sahiptir. Koyu renk örgülü saçları, keskin ama sakin gözleri ve sade şıklığı onu zarif bir kılıç ustası gibi gösterir. Yumuşak değil, soğukkanlı ve karizmatik bir güzelliği vardır.


------------------ 4.BÖLÜM ------------------
------------------ KRALİYET SARAYI - ACİL TOPLANTI ------------------

Aynı saatlerde, Eliqsue Krallığı'nın taht odasında gergin bir hava hakimdi. Kral Respux, tahtında endişeyle oturuyordu. Karşısında Büyücü Larita ve Şövalye Komutanı Grakor vardı.

Grakor rapor veriyordu;
- Grakor : "Efendim, Alacakaranlık Ormanı'ndaki o patlama... Normal bir büyü değildi. Kahraman Lyon ve ekibi oradan sağ çıktı ve yanlarında bir Draconian parçası getirdiler."

Kral Respux ayağa fırladı.
-Kral Respux : "Draconian mı? İmkansız! Onlar 200 yıl önceki Büyük Savaş'ta yeraltına hapsedilmişlerdi. Eğer bir tanesi yüzeye çıktıysa..."

Larita araya girdi, yüzü solgundu. "Daha kötüsü var Majesteleri. Küreler... Kuzeydeki 'Ölü Madenler' bölgesinde inanılmaz bir enerji dalgalanması tespit etti. Bir ordu toplanıyor.
Sadece goblinler değil. Orklar, Draconianlar ve Kara Büyücüler..."

Kral derin bir nefes aldı. "Kahraman Lyon henüz hazır değil. Seviyesi çok düşük olmalı."

Grakor hafifçe öksürdü. "Şey... Aslında efendim, çocuk bir ayda benim en iyi adamlarımı geride bıraktı. Ve bugün demirciden gelen raporlara göre elinde efsunlu, parlayan bir kılıçla dolaşıyor."

Kral gülümsedi. "Öbür dünyadan gelen kahramanlar hep sürprizlerle doludur. Ama bu seferki tehdit büyük. Grakor, bir turnuva düzenle. Krallığın en iyilerini seçmeliyiz.
Lyon'un gerçekten ne kadar güçlü olduğunu görmek istiyorum. Onu 'Kraliyet Arenası'na davet et."

MACERACILAR LONCASI - ERTESİ GÜN

Lyon, Mina ve Zane, yeni ekipmanlarının verdiği özgüvenle loncaya girdiklerinde tüm gözler onlara çevrildi. Darius, kolu sargılı bir şekilde köşede oturuyordu. Lyon'un sırtındaki altın parıltılı kılıcı görünce yüzü kıskançlıktan morardı.

Tam o sırada borular öttü ve Kraliyet Muhafızları içeri girdi.

"Duyduk duymadık demeyin! Kral Respux'un emriyle, yaklaşan karanlık orduya karşı bir öncü birlik oluşturmak için 'Büyük Krallık Turnuvası' düzenlenecektir!
Kazananlar, Kraliyet Hazinesi'nden özel zırhlar ve 'Büyülü Ruh Taşı' ile ödüllendirilecektir!"

Lyon'un gözleri "Büyülü Ruh Taşı" lafını duyunca fal taşı gibi açıldı. Oyun bilgisinden hatırladığı kadarıyla Ruh Taşları, yetenekleri "Grand Master" (Büyük Usta) seviyesine
çıkarmak için kullanılırdı.

Lyon : "Mina, Zane , Görünüşe göre biraz PvP (Oyuncu vs Oyuncu) yapma zamanı geldi."

Ancak kalabalığın arasından, kapüşonlu, uzun boylu ve sırtında çift el kılıcı taşıyan yabancı bir adam öne çıktı. Yaydığı aura o kadar güçlüydü ki etrafındaki maceracılar nefes almakta zorlandı.

Adam, doğrudan Lyon'a baktı. Gözleri buz mavisiydi.
- "Demek Draconian'ı yaralayan çocuk sensin,"

Sesi metalik ve soğuktu. "Ben Kael. Kuzeyin Bekçisi. Turnuvada karşıma çıkarsan, o oyuncak kılıcını kırarım."

Lyon, Kael'in üzerindeki seviyeyi görmek için "İstatistikleri Gözlemle" yeteneğini kullandı.

[İsim: Kael]
[Sınıf: Buz Şövalyesi]
[Seviye: 25]
[Tehlike Seviyesi: Yüksek]

Lyon'un şu anki seviyesi 9'du. Aradaki fark uçurum gibiydi. Ama Lyon korkmak yerine heyecanlandı.

Lyon : "Kael mi?" elini kılıcının kabzasına koyarak. "Oyunlarda genelde senin gibi tipler, ana karakterin güçlenmesi için basamak olur. Turnuvada görüşürüz."

Kael hafifçe gülümsedi, bu küçümseyici bir gülümsemeydi ve arkasını dönüp gitti.

Mina endişeyle Lyon'un kolunu dürttü.
- Mina : "Lyon... O adamın aurası... O bir canavar. Seviyesi bizden çok yüksek."

Lyon: "Biliyorum.Bu yüzden turnuvaya kadar seviye kasmamız lazım. Hem de çok hızlı. Demircilik işi bitti. Şimdi sırada 'Zindan' var."

Lyon masanın üzerine bir harita açtı. Eliqsue Krallığı'nın hemen altındaki, kimsenin girmeye cesaret edemediği "Unutulmuş Katakomplar (İskelet Zindanı)" işaret etti.

Lyon : "Burada iskeletler ve hayaletler var.Çok fazla çıkarlar ve hızlı ölürler. Mükemmel bir XP (Tecrübe) kaynağı. Ayrıca oradan düşecek itemler ile
zırhlarımıza HP bonusu basabiliriz."

Zane hançerlerini çevirdi. "Ölülerle dans diyorsun... Bana uyar."

Turnuvaya sadece 1 hafta vardı. Ve Lyon, Kael'i yenmek için en az 15. Seviye'ye ulaşmalı ve yeni yeteneklerinin kilidini açmalıydı.

[Yeni Görev: Turnuvaya Hazırlık]
[Hedef: Seviye 15'e Ulaş.]
[Yan Görev: Kael'in Zayıf Noktasını Bul.]
[Ödül: Gizemli Sandık]

------------------ UNUTULMUŞ KATAKOMPLAR ------------------

Katakompların girişi, sanki dev bir canavarın ağzı gibi karanlık ve rutubetliydi. İçeriden gelen çürümüş et kokusu ve duvarlardan sızan suların sesi, insanın tüylerini diken diken
ediyordu. Burası krallığın altındaki eski mezarlıktı ve yüzyıllardır kimse buraya adım atmamıştı.Lyon, efsunlu kılıcını çektiğinde, kılıcın üzerindeki altın ve kızıl parıltılar zifiri
karanlığı yardı.

Lyon : "Hazır olun,Burası düşündüğümüzden daha kalabalık."

Karanlığın içinden yüzlerce kırmızı göz parladı. Bunlar sıradan iskeletler değildi; kemikleri kapkara olmuş, ellerinde paslı kılıçlar ve kırık kalkanlar taşıyan Kara Kemik Ordusuydu.
Bir anda, sanki tek bir zihinle hareket ediyorlarmışçasına üzerlerine çullandılar.

"SAAALDIRIIIINNNNNNNNN!"

Zane gölgelerin arasına karıştı. +3 Zehirli Hançerleri ile iskeletlerin boyun omurlarını hedef alıyordu. Her vuruşunda kemikler siyah bir dumanla eriyor, zehir efsunu ölümsüzlerin bile kemik yapısını bozuyordu.

Mina arkada pozisyon aldı. Rüzgar Fırtınası Yayı gerildi.
Mina : "Çoklu Atış!"

Yaydan çıkan tek bir ok, havada üçe bölünerek rüzgarın gücüyle ıslık çalarak ilerledi. Oklar iskeletlerin göğüs kafeslerini delip arkadakilere saplanıyordu.
Ancak asıl yıkım merkezdeydi.

Lyon, üzerine koşan on iskelete karşı geri adım atmadı. Kılıcındaki "Yarı İnsanlara Karşı Güçlü" efsunu burada işe yaramasa da, silahın saf saldırı gücü ve keskinliği inanılmazdı.

Lyon : "Yıldırımmm Dansııııı!"

Lyon kendi etrafında dönerek kılıcını savurdu. Kılıçtan yayılan elektrik dalgası, temas ettiği her kemiği un ufak etti. Metalin metale çarpma sesi değil, gök gürültüsü yankılanıyordu mağarada.

GÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜMMMMMMMMMMMMMM!

Ama iskeletler bitmiyordu. Birini parçaladıklarında yerine iki tanesi geliyordu.

Zane : "Bu böyle olmaz.Sayıları çok fazla! Enerjimiz tükenecek!"

Lyon, tavanı işaret etti.
Lyon : "Mina! Tavandaki o sarkıtları görüyor musun? Tam altlarında duruyorlar!"

Mina sırıttı.
Mina : "Anlaşıldı Kaptan hemen hallediyorummm!"

Mina yayını dikey tuttu ve tüm manasını tek bir oka yükledi.
-- "Delici Rüzgar Oku!"

Ok, iskelet sürüsünü teğet geçip tavandaki devasa kaya sarkıtının dibine saplandı. Kaya gürültüyle koptu ve yüzlerce kiloluk taş kütlesi iskelet ordusunun tam ortasına düştü.

BAAAAAAAAAAAAAMMMMMMMMMMMMMMM!

Mağara sarsıldı. Toz duman dağıldığında, ordunun yarısı ezilmişti.

[Tecrübe Kazanıldı.]
[Seviye 10 oldunuz.]

Lyon nefes nefese kılıcını yere dayadı.
Lyon : "Dinlenmek yok. Aşağı iniyoruz. Asıl güçlü olanlar derinlerde."

Üç gün boyunca durmaksızın savaştılar. Uyku yoktu, sadece kısa molalar ve mana iksirleri vardı. Vücutları yara bere içindeydi ama gözlerindeki o acemi bakış gitmiş, yerine
soğukkanlı birer avcı bakışı gelmişti.

Üç gün boyunca durmaksızın savaşmalarına rağmen Unutulmuş Zindan da 3.Kata daha yeni ulaşabilmişlerdi. Üçüncü kata indiklerinde atmosfer değişti. Hava buz gibi soğudu. Yerlerde iskelet değil, donmuş cesetler vardı.

Lyon yürürken aniden durdu.
-- "Hissediyor musunuz? Bu baskı... Gerçekten de içimi ürpertiyor"

Zane ve Mina, Lyon` un bu cümlelerine sadece başını yukarı aşağıya sallayarak onayladı.

Koridorun sonundaki devasa demir kapı, büyük bir gürültüyle kendiliğinden açıldı. İçeriden, boyu dört metreyi bulan, tamamen kemiklerden ve mavi alevlerden oluşmuş, elinde devasa bir balyoz taşıyan bir yaratık çıktı.

[Boss: KEMİK EZEN (Seviye 18)]

Yaratık kükrediğinde mağaranın duvarları çatladı. Bu bir "Tank" sınıfı canavardı. Derisi o kadar sertti ki normal saldırılar işlemiyordu.
Mina bir ok fırlattı. Ok, yaratığın göğüs kemiğine çarpıp kürdan gibi kırıldı.

Mina : "Şaka yapıyor olmalısın! Zırhı çok kalın! Oklarım derisini delip geçemiyor."

Kemik Ezen, balyozunu savurdu. Lyon, Zane'i iterek son anda kurtardı ama balyozun rüzgarı bile onları duvara savurmaya yetti.

Zane: Planımız ne Lyon?
Zane, hançerlerini sıkarken.Lyon hızla düşündü. Yaratık yavaştı ama tek vuruşu ölümcüldü. Ve fiziksel saldırılara karşı bağışıklığı var gibiydi.

Lyon : "Zane, dikkatini dağıt! Bacaklarına çalış! Mina, gözlerine nişan al! Ben... Ben içeriden saldıracağım!"

"Ne?!" diye bağırdı ikisi de aynı anda. Zane, gölge gibi hareket ederek yaratığın bacaklarının arasından geçti ve aşil tendonlarına (ya da kemiklerin birleşme yerlerine) saldırdı.
Yaratık öfkeyle Zane'e dönmeye çalışırken, Mina'nın okları mavi alevden gözlerini hedef aldı. Boss sersemlemişti. Lyon bu fırsatı kaçırmadı.

"Yıldırım Adımı: Maksimum Hız!"

Lyon, bir mermi gibi fırladı. Ama yaratığın zırhını delmeye çalışmak yerine, yaratığın balyozu havaya kaldırdığı o milisaniyelik boşlukta, yaratığın göğüs kafesinin içine doğru sıçradı.
Bu intihar gibi bir hamleydi.Lyon, yaratığın kaburgalarına tutundu. Mavi alevler zırhını yakıyordu. Canı hızla düşüyordu.

[HP: 2500... 1800... 1000...]

Lyon : "Şimdiiiii!"

Kılıcını yaratığın içindeki o mavi enerji çekirdeğine sapladı.

Lyon : “” YENİ TEKNİK: VOLKANİK PATLAMA!””

Lyon, Ateş ve Yıldırım manasını aynı anda kılıcın ucunda sıkıştırdı ve serbest bıraktı. Kılıç kesmedi, patladı.

İçeriden gelen patlamayla Kemik Ezen'in göğsü paramparça oldu. Kemikler şarapnel gibi etrafa saçıldı. Lyon patlamanın etkisiyle geriye fırladı ve sertçe yere çakıldı.Yaratık acı bir çığlık atarak mavi alevler içinde yok oldu ve yere yığıldı.

[Boss Yok Edildi.]
[Muazzam XP Kazanımı.]

Lyon sırtüstü yatarken gökyüzüne (mağara tavanına) bakıp gülümsedi.

Lyon : "Sanırım... iç organları pek sağlam değilmiş , ya da sağlamdı ama organlarının yerlerini değiştirdim ahahahahaha ." diyerek arkadaşlarına güldü.

Mina ve Zane koşarak yanına geldiler.

Mina : " Sen tam bir delisin!" ama yüzünde hayranlık vardı. Lyon doğruldu. Vücudu seviye atlamanın etkisiyle iyileşmeye başlamıştı bile.

İstatistik Kontrolü:
İsim: Lyon
Seviye: 14 (Neredeyse 15)

Lyon : Az kaldı,Turnuvaya yetişmek için son bir kata daha inmeliyiz. Orada bizi ne bekliyorsa, onu da ezip geçeceğiz."


Lyon’un sözleri kararlıydı ama son kata inen taş merdivenlerden yükselen mana baskısı, önceki katların hiçbirine benzemiyordu. Mina yayını sıkıca kavradı, Zane ise bir şey söylemeden hançerlerini çıkardı.
Aşağı indikçe hava ağırlaşıyor, duvarlardaki eski mühürler kırmızı bir ışıkla titriyordu.

Son kapının önüne geldiklerinde yerde eski bir yazıt belirdi:

[Zindan Muhafızı: Vhar’Gul, Kemik Zırhlı Cellat]

Vhar’Gul, eski savaşlarda ölen şövalyelerin kemiklerinden ve karanlık mana ile yoğrulmuş zırhlardan doğmuş bir zindan boss’uydu. Üç metreye yakın boyu, omuzlarından çıkan kemik dikenleri ve yüzünü kaplayan boynuzlu miğferiyle yaşayan bir mezarı andırıyordu. Elinde insan boyundan büyük paslı bir balta taşıyordu.
Onu asıl tehlikeli yapan şey gücü değil, düşmanının korkusunu sezebilmesiydi. Korkuyu hissettiği anda daha da hızlanıyor, rakibinin iradesini kırıyordu.

Kapı açıldığı anda Vhar’Gul baltasını yere vurdu.

GÜÜÜMMM!

Zemin çatladı. Lyon, Yıldırım Adımı ile yana kaçtı ama boss beklediğinden hızlıydı. Dev balta, Lyon’un omzuna sıyırarak geçti ve onu duvara savurdu.

Lyon:
“Bu hız… Bu şey ağır zırhlı değil miydi?!”

Mina arka arkaya oklar fırlattı fakat oklar kemik zırha saplanmadan parçalandı. Zane gölge gibi boss’un arkasına süzüldü, hançerini boyun boşluğuna saplamaya çalıştı ama Vhar’Gul tek eliyle onu yakalayıp yere çarptı.

Lyon ayağa kalkmaya çalıştı. Nefesi kesilmişti. Statüsünü açtığında HP’sinin yarıdan fazla düştüğünü gördü.

Lyon içinden:
“Hayır… Bu sefer farklı. Bu şey bizim seviyemizin üstünde. Ya burada ölürsek? Turnuva falan… Hepsi burada biterse?”

İlk kez zihnindeki “oyuncu cesareti” çatlamıştı. Elleri titredi. Kılıcını kavradı ama Vhar’Gul’un yaydığı karanlık baskı, sanki bedenine ağırlık bağlıyordu.

Boss tekrar saldırıya geçti. Lyon savunma aldı fakat darbenin şiddetiyle dizlerinin üzerine çöktü.

Vhar’Gul:
“İrade… kırılır.”

Bu sözleri duyan Lyon’un gözleri büyüdü. Bu yaratık sadece bedenlerine değil, zihinlerine de saldırıyordu.

Tam o anda Mina bağırdı:

Mina:
“Lyon! Sen tek başına dövüşmüyorsun!”

Zane zorla ayağa kalktı ve kırık hançerlerinden birini boss’un diz eklemine fırlattı. Hançer zırhı delemedi ama Vhar’Gul’un dengesini bir an bozdu. Mina da aynı noktaya patlayıcı ok gönderdi.

KRAAAM!

Boss diz çöker gibi oldu.

Lyon o anda anladı. Bu boss’u tek bir büyük saldırıyla yenemezdi. Önce zırhını kırmaları gerekiyordu.

Lyon:
“Mina! Diz eklemlerine devam et! Zane, hareketini kısıtla! Ben çekirdeğini hedef alacağım!”

Lyon kılıcına yıldırım ve alev manasını aynı anda aktardı. Ama bu kez tüm gücünü savurmadı; manasını ince bir bıçak gibi yoğunlaştırdı. Vhar’Gul baltasını kaldırdığı anda Lyon ileri atıldı.

Lyon:
“Yıldırım Alev Kılıcı: Kırıcı Darbe!”

Kılıç, boss’un göğsündeki kırmızı mana çekirdeğine saplandı. Vhar’Gul son bir kez kükredi, baltasını Lyon’un üzerine indirmeye çalıştı ama Mina’nın oku el bileğini, Zane’in zincirli hançeri ise boynunu yakaladı.

Lyon dişlerini sıktı.

Lyon:
“Bu sefer… kaybetmeyeceğim!”

Kılıçtan yayılan yıldırım, alevle birleşti ve çekirdeği paramparça etti.

BOOOOM!

Vhar’Gul’un dev bedeni çökerken zindan sessizliğe gömüldü. Lyon yere diz çöktü. Kazanmışlardı ama bu zafer, önceki savaşlar gibi heyecan verici değildi. Bu kez gerçekten kaybetmenin ne kadar yakın olduğunu hissetmişti.

Mina nefes nefese yanına geldi.

Mina:
“Turnuvaya hâlâ yetişebilir miyiz?”

Lyon kırık zırhına, kanayan koluna ve titreyen ellerine baktı. Sonra yavaşça ayağa kalktı.

Lyon:
“Yetişeceğiz. Ama bu sefer gösteriş için değil… gerçekten ne kadar güçlendiğimizi görmek için.”

Zindandan çıktıklarında gece çoktan bitmek üzereydi. Yaralarını aceleyle sardılar, ganimetleri bile tam incelemeden Eliqsue’ye doğru yola koyuldular.
Şehrin kuleleri sabah ışığında görünmeye başladığında, uzaktan kalabalığın uğultusu yükseliyordu.

Turnuva başlamıştı.

Eliqsue Krallığı'nın devasa arenası hınca hınç doluydu. Binlerce insan, soylular ve Kral Respux, locadaki yerlerini almıştı. Herkes yaklaşan savaşın heyecanıyla uğulduyordu.

Turnuvanın favorisi açık ara Buz Şövalyesi Kael idi. Kimse onun karşısında 1 dakikadan fazla duramamıştı. Rakiplerini donduruyor, kılıcını bile çekmeden arenadan atıyordu.
Kael, arenanın ortasında kollarını kavuşturmuş, sıkılmış bir ifadeyle bekliyordu.

Kael : "Sıradaki kim? Bana gerçek bir rakip getirin."

Spikerin gür sesi yankılandı:

"Ve şimdi! Son anda kaydını yaptıran, bir haftadır ortalarda görünmeyen o ekip! Karşınızda... KAHRAMAN LYON VE GRUBU!"

Arenanın büyük demir kapıları gıcırdayarak açıldı. İçeriden çıkan üçlü, bir hafta önceki çaylaklara hiç benzemiyordu.

Zırhları yıpranmış ama üzerlerinde tuhaf, morumsu bir aura vardı. Gözleri karanlıkta görmeye alışmış gibi kısıktı. Ve yaydıkları baskı... Seyirciler bile o baskıyı tribünlerden hissedebiliyordu.

Lyon öne çıktı. Kılıcı kınındaydı. Mina ve Zane arkasında durdu. Kael, buz mavisi gözlerini Lyon'a dikti. İlk defa duruşunu bozdu ve elini kılıcına götürdü.

Kael : "Demek ölmedin çocuk. Ama hala seviyen yetersiz görünüyor."

Lyon gülümsedi. Bu gülümseme kendinden emin, vahşi bir gülümsemeydi.

Kael : "Gözlemle."

Kael şaşırdı. Lyon'un seviyesi aniden değişti. Katakomplarda kazandıkları ve henüz dağıtmadıkları statü puanlarını o anda, herkesin gözü önünde sisteme işledi.

[Seviye Güncelleniyor...]
[Seviye 9 -> Seviye 16]

Lyon'un etrafında bir enerji dalgası patladı. Yerden tozlar havalandı.

Kael : "Seviyeler sadece sayılardan ibarettir
Lyon, elini kılıcının kabzasına atarken. Kılıcın üzerindeki +4 parıltısı güneş altında kör edici bir şekilde yandı.

Lyon : "Ama sana o katakomplarda öğrendiğim bir şeyi göstereyim. Ölümün kokusunu..."

Kral Respux locasından ayağa kalktı. "Başlayın!"

Kael, kılıcını çekti ve arenanın zemini anında buz tuttu. Buzdan mızraklar Lyon'a doğru fırladı.

Lyon kaçmadı.

Lyon : " Ateş Bariyeri "

Etrafında dönen alevler buzları anında buharlaştırdı ve buharın içinden, Yıldırım Adımı ile değil, "Gölge Adımı" (Katakomplardan öğrendiği yeni bir yetenek) ile bir hayalet gibi çıktı.

Bir anda Kael'in burnunun dibindeydi.Kılıçlar çarpıştı.
ÇINNN!

Ses o kadar yüksekti ki tribündeki cam bardaklar titredi. Kael'in buz kılıcı ile Lyon'un yıldırım kılıcı birbirine kenetlenmişti
Ve şaşırtıcı olan şuydu:
--- Kael geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Kael : "İmkansız!" ( dişlerinin arasından ). "Gücün... Nasıl bu kadar arttı lyonnnn?"

Lyon, Kael'in gözlerinin içine baktı.

Lyon : "Biz sadece canavar kesmedik Kael. Biz cehennemden geçtik."

Lyon bir elini serbest bıraktı ve avucunda yoğunlaştırılmış bir elektrik küresi oluşturdu. Bu, sadece büyü değil, yakın dövüş tekniğiydi.

"Yıldırım Yumruğu!"

Kael'in karnına inen darbe, arenada bir şok dalgası yarattı. İkisi birden geriye savruldu. Seyirciler çığlık çığlığa bağırıyordu. Bu turnuva, sıradan bir gösteri maçı olmaktan çıkmış, gerçek bir savaşa dönüşmüştü.
ve Lyon, henüz kozlarını tam olarak oynamamıştı.


Lyon : "Zane, Mina! Formasyon B!"

Bu, bir düello değil, bir ekip savaşıydı ve kurallar buna izin veriyordu. Kael tek başınaydı, Lyon ise ekibiyle bir bütündü. Savaş şimdi başlıyordu.

Kael ve Lyon, arenanın ortasında birbirlerine bakarken zaman adeta donmuştu.
Kalabalık, az önce gerçekleşen çarpışmanın şokuyla sessizliğe gömülmüştü. Lyon'un yıldırım yumruğu Kael'i geri itmiş olsa da, Kuzeyin Bekçisi hala dimdik ayaktaydı.
Ancak gözlerindeki o küçümseyici bakış silinmiş, yerini keskin bir avcı bakışı almıştı. Kael, elindeki çift el kılıcını yavaşça yere indirdi, ucu arenanın taş zeminine değdi.

Kael : "Ekibini geride tut, Kahraman,"
sesi arenada yankılandı.
-"Diğerleri ayak bağı olur. Bu dans sadece ikimiz için."

Kael, sol elini havaya kaldırdı ve avcunu sıktı.

"Buzul Hapishanesi!"

Aniden yerden devasa buz sütunları fırladı ve Mina ile Zane'in olduğu alanı çevreleyerek onları savaş alanının dışına, ama güvenli bir mesafeye hapsetti. Mina yayını gerip buzlara ateş etti ama buzlar çizilmedi bile.

Mina : "Lyooonn!"

Lyon : "Sorun yok Mina. O haklı. Bu, seviye farkını kapatıp kapatamadığımı görmem için bir sınav."

Arenadaki uğultu yavaş yavaş azaldı. Mina istemeden geri çekildi ama gözlerini Lyon’dan ayırmadı.
Lyon ise Kael’in karşısında kılıcını yeniden kavradı. Vücudu hâlâ önceki savaşların yorgunluğunu taşıyordu, fakat bakışlarında geri adım atmaya niyeti olmayan bir kararlılık vardı.

Kael, Lyon’u baştan aşağı süzdü. Onun cesaretini küçümsemiyordu; fakat yalnızca cesaretin, gerçek güç karşısında ne kadar yetersiz kalabileceğini göstermek istiyordu.
Bir süre sessiz kaldı. Ardından arenanın ortasında ağır bir adım attı.

O adımla birlikte hava değişti.

Lyon’un içgüdüleri çığlık atmaya başladı. Karşısındaki adam artık sadece güçlü bir rakip gibi değil, yaklaşan bir felaket gibi görünüyordu. Kael’in çevresindeki mana, görünmez bir duvar gibi ağırlaşırken Lyon ilk kez onun gerçek gücünü sakladığını anladı.
Ve o anda savaş, yalnızca kılıçların çarpıştığı bir mücadele olmaktan çıktı.

Bu artık bir Aura Savaşıydı.

------------------------ AURA SAVAŞI ---------------------

Kael derin bir nefes aldı.
Kael : "Beni şaşırttın çocuk. Ama mana kontrolün berbat. Gücünü sağa sola saçıyorsun. Gerçek bir usta, gücünü bir okyanus gibi içinde tutar ve sadece gerektiğinde bir tsunami gibi serbest bırakır."

Kael gözlerini kıstı ve o an, arenadaki herkesin nefesini kesen bir şey oldu. Kael’in vücudundan dışarıya doğru, gözle görülür, yoğun, koyu mavi bir Aura yayılmaya başladı.

Bu sadece bir ışık değildi; fiziksel bir ağırlığı vardı. Arenanın sıcaklığı anında on derece düştü. Kael'in etrafındaki hava donarak küçük buz kristallerine dönüşüyor, yerdeki taşlar çatırdayarak buz tutuyordu.
Kael'in aurası, arkasında hayali, devasa bir Buz Ejderhası silüeti oluşturacak kadar yoğunlaştı.

Locadaki Kral Respux titredi. "Bu... 'Kraliyet Haki'si gibi... Kael manasını dışarıya saf baskı gücü olarak yansıtıyor." Lyon, bu baskı karşısında dizlerinin titrediğini hissetti.
Sanki omuzlarına tonlarca ağırlık binmişti. Ciğerleri buz gibi havayı solumakta zorlanıyordu.


Lyon : "Demek bu..." dişlerini sıkarak. "Yüksek seviyeli bir savaşçının gerçek baskısı..."
Ama Lyon geri adım atmadı. Aksine, dudaklarında vahşi bir gülümseme belirdi.

Lyon : "Eğer sen bir okyanussan Kael... Ben de o okyanusu buharlaştıracak olan volkanım!"

Lyon, içindeki [Kahraman Ruhu]'nu ve [Ejderha Pulu]'ndan gelen enerjiyi serbest bıraktı.

"AURA: SERBEST BIRAK!"
GÜMMMMMM!!!!

Lyon'un vücudundan altın sarısı ve kızıl renklerin birbirine karıştığı, cızırtılı ve hırçın bir aura patladı. Kael'in soğuk mavi aurasına karşılık, Lyon'un aurası etrafı kavurucu bir
sıcaklığa boğdu. Arkasında hayali, kükreyen bir Yıldırım Kaplanı ve Alev Ankası karışımı bir silüet belirdi. İki aura, arenanın tam ortasında çarpışıyordu.. Mavi ve Altın renkli
enerjiler birbirine değdiği noktada, hava bükülüyor, kıvılcımlar çakıyor ve kulakları sağır eden bir vızıltı duyuluyordu. Zemin, bu iki gücün baskısına dayanamayarak ortadan ikiye
çatladı. Seyirciler koltuklarına yapışmıştı. Kimse kılıç sallamıyordu ama sadece yaydıkları enerjiyle birbirleriyle savaşıyordu. Yalnızca yaydıkları aura ile birbirlerini
devirmeye ve kazanmaya çalışıyorlardı , böylelikle ondan ne kadar güçlü olduğunu hissettirecek , kılıç bile kullanmasına gerek kalmayacak kadar güçsüz olduğunu fark
ettirecekti fakat bu sırada Lyon bir şeylerin farkına yavaştan varıyordu. Bu farkına varışı Hem Öbür Dünyadan Gelen Kahraman unvanının getirdiği özellikler hem de Ankara dan gelip bu mangaları ve manhwaları okuması sayesinde bir şeyleri anlıyor olmasıydı…


Lyon, Kael'in aurasına direnmeye çalışırken bir şeyi fark etti. Kael'in aurası dağınık değildi; keskin ve odaklıydı.

Analiz Ediliyor...

Lyon : "O, manasını vücudunun etrafında döndürüyor, dışarı salıp kaybetmiyor. Basıncı arttırıyor!"

Lyon, Kael'in tekniğini o anda kopyalamaya çalıştı. Vahşice dışarı taşan alevlerini derisine daha yakın tutmaya, onları sıkıştırmaya odaklandı.

[Sistem Bildirimi: Mana Kontrolü (Aura) Seviye Atladı!]

Lyon'un aurası küçüldü ama rengi koyulaştı ve yoğunluğu üç katına çıktı. Kael bunu fark etti ve gözleri parladı.

Kael : "Hızlı öğreniyorsun. Ama taklit etmek yetmez!"
Kael bir anda ortadan kayboldu. Hızı, gözle takip edilemeyecek kadar yüksekti.

"Buzul Kesik!"

Lyon, Kael'in kılıcını son anda, sadece içgüdüleriyle (Savaş İçgüdüsü Yeteneği) hissederek kendi kılıcıyla karşıladı.

ÇINNN!

Lyon'un ayakları yere gömüldü. Kael geri çekilmedi, saldırılarına devam etti. Her vuruşunda kılıcından buz parçaları fırlıyordu.

Kael : "Daha hızlı! Daha sert! Eğer ayak uyduramazsan donarsın! Lyoonnnnnn"
Lyon : "Hiçbir şey daha bitmişş değil Kael. Beni dondursan da geri gelicem.."
Kael : "Seni şımarık Kahraman , Çağırılmış olmana güvenmeeeeee"
Lyon : "Ben kendi gücümden ve irademden başka hiçbir şeye güvenmemmmm bunu az sonra kaybettiğinde öğreneceksinnnn seni pislik herif"

Lyon savunmadaydı ama her darbede Kael'in ritmini çözüyordu. Kael'in her saldırısında, kılıcının açısını nasıl değiştirdiğini, ağırlık merkezini nasıl kullandığını izliyordu. Lyon aniden, Kael'in saldırı stilini kendi elementleriyle harmanladı.

"Yıldırım Dansı: Ayna Yansıması!"

Lyon, Kael'in kılıç savuruşunun aynısını yaptı ama tersten. İki kılıç havada kilitlendi. Kael şaşırdı.

Kael : "Benim tekniğim mi?"

Lyon sırıttı, yüzünden terler akıyordu. "Senin tekniğin... Ama benim stilimle ."

Kılıçların kilitlendiği noktadan Lyon, kılıcına Yıldırım yükledi. Elektrik, metal üzerinden iletilip Kael'in kollarına ulaştı.Kael'in kolları uyuştu ama kılıcı bırakmadı. Aksine, o da Lyon'dan bir şey öğrenmişti:
Değişkenlik. Kael, buzun sadece sert ve kırılgan olmadığını, su gibi akışkan da olabileceğini Lyon'un alevlerinden ilham alarak denedi.Buz kılıcı aniden form değiştirdi, uzadı ve bir mızrağa dönüştü, Lyon'un omzunu sıyırdı.

Lyon: "hahahahaha çokkkk güzelllllll evetttt çok güzelllllllll SUBARASHİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ!" diye bağırdı Lyon, acıya aldırmadan. "Daha, daha daha fazlasını verrrrrrr banaaaaaaaaaaaa !"

Dövüş dakikalarca sürdü. İkisi de kan revan içindeydi ama auraları hiç sönmüyordu. Aksine, birbirlerini besliyorlardı. Lyon'un potansiyeli Kael'i zorluyor, Kael'in tecrübesi Lyon'u olgunlaştırıyordu.
Arenanın zemini artık yoktu; kraterlerle ve buz kütleleriyle doluydu. Kael geriye sıçradı. Nefes nefeseydi ama yüzünde nadir görülen, tatmin olmuş bir ifade vardı.


Kael : "Yıllardır... kanımın bu kadar kaynadığını hissetmemiştim çocuk. İsmim Kael. Bunu hafızana kazı." Kael kılıcını iki eliyle tuttu ve havaya kaldırdı. Arkasındaki mavi aura, arenanın tavanına kadar yükseldi.

Kael : “"Nihai Teknik: KUZEYİN KIYAMETİ - SIFIR NOKTASI!"”

Tüm arena donmaya başladı. Bu saldırı, Lyon'u sadece yenmek için değil, varoluşunu silmek için geliyordu.Lyon, kaçamayacağını biliyordu. Bu saldırıyı karşılamalıydı.

Lyon : "Tamam Kael... Madem en iyisini sunuyorsun..." O zaman bende tüm sınırımı aşacağımmmmmm , seni daha daaa eğlendireceğimmmmm.

Lyon, kılıcını kınına sokar gibi beline götürdü. Bacaklarını açtı ve ağırlık merkezini düşürdü. Tüm manasını, aurasını, canını, her şeyini o kılıcın kabzasına ve namlusuna odakladı.
Kılıcı kınında (hayali bir kın) titremeye başladı. Altın ve kızıl ışıklar o kadar yoğunlaştı ki beyaza dönüştü.

[Limit Aşımı Aktif]
[Mana: %150 (Zorlama)]

Lyon : "Benim cevabım da bu..."

Kael kılıcını indirdiğinde, devasa bir buz enerjisi dalgası Lyon'a doğru geliyordu.Lyon aynı anda ileri fırladı.

Lyon : "Gizli Ejderha Sanatı: YILDIRIM KESİĞİ - İLAHİ YIKIM!"

Zaman yavaşladı. Seyirciler sadece kör edici bir beyaz ışık ve kulakları patlatan bir ses duydular. Arenanın ortasında devasa bir patlama oldu. Buz ve ateş birbirine karışarak gökyüzüne bir buhar sütunu olarak yükseldi.

Toz bulutu dağıldığında...

Arenanın ortasında derin bir hendek açılmıştı. Kael, ayaktaydı ama zırhı parçalanmıştı ve göğsünde, zırhını delip geçen ince ama derin bir yanık izi vardı. Elindeki buz kılıcı ortadan ikiye kırılmıştı.
Lyon ise Kael'in arkasında, tek dizi üzerine çökmüştü. Vücudu buzlarla kaplıydı, sol kolu tamamen donmuştu ve hareket etmiyordu. Elindeki efsunlu kılıcı hala sağlamdı ama parıltısı sönmüştü.

Arenada çok büyük bir sessizlik hakimdi

Sonra Kael yavaşça arkasını döndü. Kırık kılıcını yere attı.

Kael : "Kılıcım kırıldı ve sen hala nefes alıyorsun."

Kalabalık nefesini tuttu. Kael gülümsedi. "Bu bir beraberlik değil. Silahı kırılan şövalye, yenilmiş sayılır.
Sen kazandın, Lyon." Ve sonra ekledi, sadece Lyon'un duyabileceği bir sesle:

Kael : "Senin alevin... benim buzumu eritti. Bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmayacaksın. O zamana kadar... donmuş koluna dikkat et."

Kael, Lyona fısıldadıktan sonra arenayı terk etti ve iki kişi arasında ki bu dehşet düello Lyonun galip ilan edilmesi ile son bulmuştu.Bu düelloyu izleyen tüm katılımcılar ise , arenada savaşmaktan vazgeçmişti.

[SAVAŞ SONA ERDİ]
[Kazanan: Lyon]
[Gelişim Raporu:]
Seviye Atlama: Seviye 16 -> Seviye 18
Yeni Özellik: "Aura Kontrolü" (Orta Seviye)
Kazanılan Ünvan: "Buz Kıran"
Kael ile İlişki: Ezeli Rakip / Saygı

Lyon, donmuş kolunun acısına rağmen sırıttı ve zorlukla ayağa kalkıp havruğunu kaldırdı.

Kalabalık çıldırmışçasına tezahürat yapmaya başladı: "LYON! LYON! LYON! LYON! LYON! LYON!"

Buz kafesi eriyince Mina ve Zane koşarak yanına geldiler.

Mina : "Sen delisin!" ağlamaklı bir sesle. " Peki ya Kolun!"

Lyon : "Sorun yok,"

Kael'in arenadan çıkışını izlerken.
--- "Bu sadece bir sıyrık. Asıl macera şimdi başlıyor. Çünkü artık... sınırlarımı nasıl aşacağımı biliyorum."

Fakat Kraliyet locasında, Kral Respux'un yanındaki Büyücü Larita'nın yüzü endişeliydi. Küresine bakıyordu.

Larita: "Kazanması iyi oldu," Çünkü kuzeydeki o 'şey'... harekete geçti. Ve Lyon'un gücüne ihtiyacımız olacak."

Arenadaki zafer çığlıkları hala dışarıdan duyulurken, Lyon kraliyet revirindeki bir yatakta oturuyordu. Sol kolu hala buz mavisiydi ve titriyordu. Kael'in "Sıfır Noktası" saldırısı,
sadece fiziksel bir hasar vermemiş, Lyon'un mana damarlarına kadar işlemişti.İçeriye Krallığın Baş Şifacısı, yaşlı bir rahip girdi. Elinde parlayan yeşil bir sıvı vardı
.
Baş Şifacı : "Kahraman, şanslısın, Kael seni gerçekten öldürmek isteseydi, şu an bir buz heykeliydin.
--- Bu iksir, 'Anka Kuşu Gözyaşı'. Pahalıdır ama Kral senin için özel olarak çıkarttırdı."

Lyon iksiri içtiğinde, vücudunda sıcak bir dalga yayıldı. Donmuş kolundaki hissizlik gitti, yerini karıncalanmaya bıraktı. Ancak kolunun üzerinde, Kael'in buzunun bıraktığı, dövme
gibi duran hafif mavi bir iz kaldı.

[Sistem Bildirimi: Soğuk Direnci Kazanıldı (%5)]

Kapı açıldı ve Mina ile Zane içeri daldı.

Mina : "Lyon!"
Neredeyse ağlayacaktı.
--- "Bir daha böyle intihar saldırıları yaparsan seni ben vururum!"
Zane ise duvara yaslanıp derin bir nefes verdi.

Zane : "Sınırı aştın dostum. Ama o son vuruş... Efsaneydi."

Lyon yatağında doğrulup sırıttı.
Lyon : "Sadece seviye atlamak yetmezdi. O adamın saygısını kazanmam gerekiyordu. Ve kazandım."

Kısa bir süre sonra Kral Respux ve Büyücü Larita odaya girdi. Kral'ın elinde, kadife bir kutu vardı.

Kral Respux: "Tebrikler Lyon. Krallığımda Kael'in kılıcını kırabilen tek kişi sensin. Söz verdiğim gibi, Büyülü Ruh Taşı senindir."
Lyon kutuyu aldığında, taşın içindeki saf enerjiyi hissetti. Bu taş, yeteneklerin evrimleşmesini sağlıyordu.

Lyon : "Teşekkürler Majesteleri.Bunu hemen kullanmayacağım. Doğru zamanı bekleyeceğim."

Larita araya girdi, yüzü ciddiye döndü. "Kutlamayı kısa kesmek zorundayım. Kuzeydeki enerji dalgalanması büyüyor. Ancak şu anki halinizle oraya giderseniz, sadece yem
olursunuz. Kael ile başa baş dövüştün Lyon, ama bir orduyla ve o 'Karanlık Varlık'la savaşmak bambaşka bir şey."

Kral Respux ekledi: "Ekibin güçlü: Bir büyü şövalyesi, bir okçu ve bir suikastçı. Saldırı gücünüz muazzam. Ancak... Savunmanız zayıf. Ve sizi ayakta tutacak bir şifacınız yok. İleride daha zorlu zindanlara girdiğinizde bu eksiklik ölümcül olabilir."

Lyon başını salladı. Oyun mantığı basitti: DPS (Hasar) tek başına yetmezdi. Tank ve Şifacı şarttı.

Lyon : "Biliyorum Kralım. Bu yüzden hemen Kuzey'e gitmeyeceğiz. Önce eksiklerimizi kapatmalı ve daha da güçlenmeliyiz. Ben 18. Seviye oldum ama yeteneklerimi tam olarak oturtamadım."

Kral onayladı.

Respux:
“O zaman dinlenin. Size şehrin doğusundaki Uğultulu Kanyon’a giriş izni veriyorum. Oradaki yaratıklar, rüzgâr ve ses elementini kullanır. Hızınızı ve dayanıklılığınızı test etmek için birebir.”

Bu sözlerin ardından ekip, Revirden ayrıldı. Gün boyunca yaşanan savaşlar, turnuva heyecanı ve Kael’in gösterdiği Aura gücü herkesin bedenini olduğu kadar zihnini de yormuştu.
Mina daha hana varır varmaz yemeğini bitirip uykuya dalmış, Zane her zamanki sessizliğiyle odasına çekilmişti. Lyon ise yorgun olmasına rağmen gözlerini kapatamıyordu.

Herkes uyuduğunda, Lyon penceresinin önünde oturmuş, dolunayı izliyordu. Bugün öğrendiği “Aura” kontrolünü zihninde tekrar ediyordu.

Lyon : "Sistem.! Mevcut durumumu ve tüm yeteneklerimi göster."

Önünde şeffaf, mavi bir panel açıldı. Lyon'un şu anki gelişim tablosu, başlangıçtaki o "cılız çocuk"tan çok uzaktı.

[KARAKTER DURUMU: LYON]
Sınıf: Yıldırım-Alev Büyü Şövalyesi (Eşsiz Sınıf)
Seviye: 18 (Turnuva sonrası büyük artış)
HP (Can): 2.200 / 2.200
MP (Mana): 4.500 / 4.500
Aura Yoğunluğu: Orta Seviye (Kael ile dövüşten sonra açıldı)
[AKTİF YETENEKLER]
1. KILIÇ TEKNİKLERİ:
Temel Kılıç Ustalığı (Seviye MAX): Kılıç kullanımında tam hakimiyet. Artık düşünmeden
kas hafızasıyla hareket ediyor.
Yıldırım Kesik (Seviye 7): Kılıca elektrik yükleyerek hızlı ve felç edici bir kesik atar.
Alev Kılıcı (Seviye 5): Kılıcı yüksek ısıda alevlerle kaplar, zırh eritme etkisi vardır.
Kızıl Yıldırım Ejderha Pençesi (Seviye 3): İki elementi birleştirerek yapılan yıkıcı vuruş. Çok mana harcar.
İlahi Yıkım (ULTIMATE - Kilitli/Kararsız): Kael'e karşı kullanılan son teknik. Henüz tam kontrol edilemiyor, kullanıldığında vücuda zarar veriyor.
2. BÜYÜ TEKNİKLERİ:
Yıldırım Küresi (Seviye 8): Menzilli saldırı. Artık aynı anda 3 küre fırlatabiliyor.
Ateş Bariyeri (Seviye 4): Etrafında dönen alevlerden bir kalkan oluşturur.
Volkanik Patlama (Seviye 2): Kılıcı bir hedefin içine sokup manayı patlatma tekniği (Boss kesmek için).
3. HAREKET VE AURA:
Yıldırım Adımı (Seviye 6): Kısa mesafede ışınlanma benzeri hız.
Gölge Adımı (Seviye 2): (Zane'den ilham aldı) Kısa süreliğine görünmez olup arkaya geçme.
Aura Salınımı (Yeni): Manayı vücut dışına taşıyarak rakipleri baskı altına alır ve fiziksel gücü %20 arttırır.
4. PASİF YETENEKLER:
Kahramanın Hızlı Gelişimi: XP kazanımı ve yetenek öğrenme hızı x3.
Acı Direnci (Seviye 4): Fiziksel acıya karşı dayanıklılık.
Savaş İçgüdüsü (Seviye 5): Tehlikeyi önceden sezme (Örümcek Hissi gibi).
Demirci & Efsuncu (Başlangıç): Basit + basma ve onarım işlemleri.

Lyon tabloya bakıp gülümsedi.
Lyon : "Fena değil. Ama 'İlahi Yıkım'ı kontrol edemezsem, bir sonraki güçlü rakipte kolumu tamamen kaybedebilirim."

O sırada kapı çaldı. Gelen Zane'di.

Zane : "Uyuyamıyorum,"
içeri girip hançerini bilemeye başlarken. "Kael ile olan dövüşün... Bana bir şey fark ettirdi. Sadece hızlı olmak yetmiyor. Eğer bir Tank bulamazsak, bir sonraki Boss savaşında Mina ve ben tek yiyeceğiz."

Lyon başını salladı.

Lyon : "Haklısın. Kral, Uğultulu Kanyon'dan bahsetti. Oraya gidip hem seviye kasacağız hem de yeni yeteneklerimizi test edeceğiz. Ve kim bilir? Belki yolda bize katılacak o 'sağlam' kişiyi buluruz."

Zane hançerini kınına soktu.
Zane : "Bir şey daha Lyon... Kanyonun yakınlarında eski bir tapınak olduğu söyleniyor. 'Unutulmuş Muhafız'ın Tapınağı. Belki aradığımız savunma gücü oradadır."

Lyon'un gözleri parladı. Oyunculuk içgüdüsü devreye girmişti.

Lyon : "Gizli Tapınak mı? Bu kesinlikle 'Nadir Eşya' veya 'Gizli Görev' kokuyor. Yarın şafakta yola çıkıyoruz."

“”ERTESİ GÜN - UĞULTULU KANYON YOLU””

Ekip şehirden ayrılmış, doğuya doğru ilerliyordu. Mina'nın yeni yayı Rüzgar Fırtınası +3 sırtındaydı, Zane ise gölgelerde ilerliyordu.

Yolculuk sırasında Lyon, aurasını sürekli açık tutarak (Düşük modda) manasını eğitiyordu. Vücudunun etrafında sürekli ince, altın rengi bir titreşim vardı. Bu, onun mana havuzunu genişletiyor ve yenilenme hızını arttırıyordu.

Mina: "Hey Lyon, şu auranı biraz kısamaz mısın? Yanında yürürken tüylerim diken diken oluyor, sanki fırtına çıkacakmış gibi."

Lyon güldü.
Lyon : "Alışmalısın Mina. İleride karşılaşacağımız düşmanların aurası bundan on kat daha ağır olacak. Eğer benimkine dayanamazsan, onların karşısında nefes bile alamazsın."

Tam o sırada, önlerindeki patikada büyük bir gürültü koptu. Bir grup Taş Golem (Seviye 20), yolu kapatmış, bir tüccar kervanına saldırıyordu.

Ancak dikkatlerini çeken şey Golemler değildi. Kervanı korumaya çalışan tek bir kişi vardı. Devasa bir kalkan taşıyan, baştan aşağı ağır, paslı bir zırh giymiş, boyu iki metreyi aşan bir figür. Figür, Golem'in devasa yumruğunu kalkanıyla karşıladı.

BAAAAAMMMMMM!

Yer sarsıldı ama zırhlı figür bir santim bile geri adım atmadı.

Zane : "O darbeyi ben yesem kemiklerim un ufak olurdu. Adam kıpırdamadı bile."

Mina heyecanla bağırdı: "İşte aradığımız etten duvar!"

Lyon kılıcını çekti, üzerindeki aura parladı.
Lyon : "Sakin olun. Önce ona yardım edelim, sonra tanışırız. Bu Golemler, yeni tekniklerimi denemek için harika kum torbaları."

Lyon ileri atıldı.
"Yıldırım Adımı!"

Ve macera, yeni bir ekip üyesi potansiyeli ve Uğultulu Kanyon'un tehlikeleriyle devam ediyordu. Lyon'un aurası, yaklaşan savaş için şiddetlendi.

Lyon, Mina ve Zane, toz bulutunun içinde Golemlerle savaşan o devasa figüre doğru koştular. Adam (ya da her neyse), tam bir kale gibi duruyordu. Elinde kendisi kadar büyük, üzerinde garip rünler olan bir kule kalkanı, diğer elinde ise devasa bir topuz vardı.

Golemlerden biri, adamın üzerine kaya fırlattı. Adam kalkanını kaldırdı.
ÇAATTTTT!

Kaya kalkana çarpıp paramparça oldu ama adam bir santim bile geri gitmedi.Adamın miğferinin altından boğuk ve mekanik bir ses geldi: "GEÇİŞ YOK!"

Lyon, Golemlerin arkasına ışınlanarak Yıldırım Adımı ile havada belirdi.

Lyon : "Hey Koca Adammm! Biraz yardıma ne dersin?"

Lyon kılıcını savurdu.
"Yıldırım Kesik!"

Kılıç Golem'in boynuna indi ama Golem taştan olduğu için sadece bir çatlak oluştu.
Lyon : Sertmiş.. "Mina, eklemleri hedef al!"

Mina bir tepenin üzerine sıçradı.
"Rüzgar Oku: Delici Atış!"

Mina'nın yayı yeşil bir ışıkla parladı. Ok, Golem'in diz eklemine saplandı ve patlayarak bacağını kopardı. Golem gürültüyle yere yığıldı. Zane gölgelerin arasından süzüldü.

Zane : "Gölge Dansı: Sırt Saldırısı!"

Zane, yere düşen Golem'in sırtındaki enerji çekirdeğini (zayıf noktasını) hançerledi. Golem tamamen parçalandı. Zırhlı adam şaşkınlıkla onlara baktı ama durmadı. Kalkanını yere vurdu ve bir şok dalgası yarattı.

"YOOOOOOOKKKKKKKK OLLLLLLLLLLLLL "

Etrafındaki üç Golem dengesini kaybedip sendeledi. Lyon bu fırsatı kaçırmadı.

"Alev Kılıcı: Volkanik Patlama!"
Lyon, alevlerle kaplı kılıcını sendeleyen Golemlerden birinin göğsüne sapladı.

BOOOOM!

Golem içeriden patlayarak yok oldu. Kısa sürede Golemler temizlendi. Toz duman dağıldığında, zırhlı adam kalkanını sırtına astı ve miğferini çıkardı. İçinden çıkan yüz, bekledikleri gibi yaşlı bir savaşçı ya da sert bir asker değildi.
Aksine, genç, temiz yüzlü ama gözlerinde derin bir hüzün olan, kısa sarı saçlı bir adamdı. Adam hafifçe eğildi.

"Yardımınız için teşekkürler. Ben Baron. Bir gezginim."

Lyon : "Ben Lyon. Bunlar da Mina ve Zane. Senin gibi bir 'Duvar'ı daha önce hiç görmemiştim." Baron gülümsedi ama bu hüzünlü bir gülümsemeydi.
Baron : "Duvar olmak iyidir ama sadece durdurabilirsin, yok edemezsin. Sizin saldırı gücünüz ise... korkutucu."

Lyon, Baron'un istatistiklerine bakmak için Gözlem yeteneğini kullandı.

[YENİ KARAKTER ANALİZİ: BARON]
Sınıf: Kule Şövalyesi (Saf Tank)
Seviye: 19 (Lyon'dan yüksek!)
HP (Can): 6.500 / 6.500 (İnanılmaz Yüksek)
MP (Mana): 800 / 800 (Düşük)
Dayanıklılık: S-Sınıfı (Neredeyse hasar almıyor)
YETENEKLERİ:
Demir Kale (Pasif): Fiziksel hasarı %40 azaltır. Kalkan kullanırken %60.
Kışkırtma (Taunt): 20 metre çapındaki tüm düşmanların dikkatini kendine çeker. (Aggro Toplama)
Yer Sarsıntısı (Aktif): Kalkanı yere vurarak düşmanları sersemletir.
Koruyucu Melek (Ultimate - Kilitli): Bir müttefikin alacağı tüm hasarı kendine yönlendirir.

Lyon'un gözleri parladı. Aradıkları parça tam karşısındaydı.


Lyon : "Baron, biz Kuzey'deki tehdide karşı hazırlanıyoruz. Ama senin gibi bir savunma hattımız yok. Bize katılırsan, sırtımızı sana yaslayabiliriz. Ve söz veriyorum, senin yok edemediğin her şeyi biz yok ederiz."

Baron bir an düşündü.
Baron : "Bir amaç arıyordum... Ve sizde o ışığı görüyorum. Kabul ediyorum.."

Ekip tamamlanmak üzereydi. Sadece bir Şifacı eksikti.

Uğultulu Kanyon'a girmeden önce, ekip kamp kurdu ve yeteneklerini birbirlerine senkronize etmeye başladılar. Lyon, bir lider olarak herkesin potansiyelini maksimuma çıkarmak istiyordu.

İşte ekibin şu anki tam dökümünü sizlere paylaşıyorum , Lyon ve ekibinin güncel istatistikleri:

1. LYON (LİDER & HASAR/STRATEJİST)
Rol: Ana DPS (Saniye Başına Hasar) & Yarı-Tank (Zorunda kalırsa)
Seviye: 18
Öne Çıkan Özellik: Yüksek hız, element manipülasyonu ve ani patlayıcı hasar.
Zayıflık: Mana çok hızlı tükeniyor. Uzun savaşlarda yoruluyor.
2. MINA (UZUN MENZİL & KİTLE KONTROL)
Sınıf: Rüzgar Okçusu
Seviye: 17
HP: 1.200 (Düşük - Kırılgan)
MP: 2.000
Yetenekler:
Çoklu Ok (Seviye 6): Tek seferde 5 ok atar.
Rüzgarın Gözü (Pasif): Görüş mesafesini ve isabet oranını %30 arttırır.
Sersemletici Atış (Seviye 4): Rakibi 2 saniyeliğine dondurur/sersemletir.
Ok Yağmuru (Ultimate): Havaya yüzlerce ok fırlatır ve belirli bir alana yağdırır.
3. ZANE (YAKIN DÖVÜŞ & SUİKASTÇI)
Sınıf: Gölge Hançer
Seviye: 17
HP: 1.500
MP: 1.500
Yetenekler:
Gölge Adımı (Seviye 5): Kısa süreli görünmezlik ve ışınlanma.
Zehirli Bıçak (Pasif): Hançerleri zehirlidir, zamanla hasar verir (DoT).
Kritik Vuruş (Pasif): Arkadan yapılan saldırılarda %200 hasar.
Gölge Klonu (Ultimate - Kilitli): Kendisinin bir kopyasını yaratır.
4. BARON (TANK & SAVUNMA HATTI)
Sınıf: Kule Şövalyesi
Seviye: 19
HP: 6.500
Yetenekler: (Yukarıda ilk tanıştırdığım zamanda belirtmiştim.)

Lyon, kamp ateşinin başında planı açıkladı.

Lyon : "Dinleyin. Baron en önde duracak ve Kışkırtma ile tüm yaratıkları üzerine çekecek. Mina, Baron'un arkasından sersemletme ve alan hasarı verecek. Zane, Baron'un oyaladığı düşmanların arkasına sızıp kritik vuruşlarla işi bitirecek. Ben ise..."

Lyon kılıcını çekti, kılıç alev ve elektrikle cızırdayarak parladı.
--- "...ben de en güçlü olanı, yani Boss'u indirmek için fırsat kollayacağım. Baron dayandığı sürece, biz yenilmeyiz."

“” BÜYÜK GÜNCELLEME: SİSTEM UYANIŞI”” ( Hayalimde ki hikayeme daha farklı renkler katmak istediğimden , birbiriyle bağlantılı olan bir güncelleme atıyorum.)

Tam o sırada, gökyüzünde garip bir olay gerçekleşti. Yıldızlar, normalden çok daha parlak yanmaya başladı ve gökyüzü mora döndü. Lyon'un zihninde, daha önce hiç duymadığı kadar yüksek ve mekanik bir ses yankılandı.

[DİKKAT! TÜM DÜNYA İÇİN SİSTEM GÜNCELLEMESİ BAŞLATILIYOR...]
[KAYNAK: EVRENİN HAKİMİ KATSUNA'NIN LÜTFU]
[GÜNCELLEME İÇERİĞİ:]

Zindan Sistemi: Artık rastgele yerlerde "Zindan Kapıları" açılacak. Bu kapıların içinde farklı boyutlardan canavarlar ve eşsiz ödüller bulunacak.
Lonca Sistemi: Maceracılar resmi loncalar kurup kaleler inşa edebilecek.
Küresel Sıralama: Dünyadaki en güçlü kişilerin listesi gökyüzünde belirecek.
Uyanış: Belirli seviyeye ulaşan kişiler (Seviye 20), sınıflarının "2. Evre"sine geçerek yeni, yıkıcı güçlere kavuşacak.

Lyon ve ekibi şaşkınlıkla gökyüzüne bakarken, önlerindeki Uğultulu Kanyon'un girişinde devasa, mor bir Zindan Kapısı belirdi. Kapının üzerinde, kırmızı harflerle şu yazıyordu:

[ZİNDAN: RÜZGAR İBLİSİNİN İNLİĞİ]
[ZORLUK SEVİYESİ: B-SINIFI (Çok Zor)]
[ÖNERİLEN SEVİYE: 25+]

Lyon'un ekibi ortalama 18. seviyedeydi. Bu intihar demekti. Ama Lyon gülümsedi.
Lyon : "Seviye 25 mi? İşte aradığımız meydan okuma bu."

Zane hançerini çevirdi.
Zane : "Yani, oraya girip o şeyi keseceğiz?"
Baron kalkanını kaldırdı.
Baron : "Ben tutarım. Siz vurun."
Mina yayını gerdi.
Mina : "Benim oklarım her zaman hazır."

Lyon, kılıcını kapıya doğrulttu.

Lyon : "Hazır olun millet. Bu sadece bir av değil. Bu bizim 20. Seviye'ye ulaşıp 'Uyanış' geçirmemiz için tek şansımız. İçeride bizi ne bekliyorsa, pişman olacak."

Ekip, mor kapıdan içeri adım attığında, dünya tamamen değişmişti. Artık sadece canavarlarla değil, sistemin kendisiyle de yarışıyorlardı. Mor ışıkların oluşturduğu o devasa kapıdan içeri adım attıklarında, Lyon ve ekibini karşılayan şey sessizlik değildi.
Kulakları sağır eden bir uğultu, bıçak gibi keskin rüzgarlar ve yerçekiminin tuhaf olduğu, havada süzülen kayalardan oluşan bir boyut onları karşıladı.

[ZİNDAN GİRİŞİ: RÜZGAR İBLİSİNİN İNLİĞİ]
[ZORLUK: B+ (Düzeltildi)]
[ORTAM ETKİSİ: "Keskin Rüzgar" - Her 10 saniyede bir tüm parti üyeleri %2 HP hasarı alır.]
[ NOT : Takımınızda Şifacı Yoksa Bu Zindana Girilmesi Tavsiye Edilmez!!!]

Lyon durumu fark edince küfretti.
Lyon : "Hayyyy anasınınnn a...... Ortam hasarı mı? Bu en nefret ettiğim bir özellik bu kadar zor olacağını düşünemezdim.!"

Mina,Zane ve Baron hep bir ağızdan;
--- Olan oldu artık Lyon zindana girmiş bulunduk ve bunu hepimiz kabul ettik. Evet bu ortam hasarı sinir bozucu.

Baron: Fakat takımımızın Tankı olarak gerekirse tüm hasarı kendime çekerim.
“ÖLECEK OLSAM BİLE”

Tabi ki hepsi zindana girip zindanın zorluğu hakkında konuşurlarken daha ne olduğunu anlayamadan, gökyüzündeki kara bulutların arasından çığlıklar yükseldi.

Baron : "KORUUNUUUUUN!"

Baron, kalkanını havaya kaldırarak. Yüzlerce, belki binlerce [Fırtına Harpy'si (Seviye 24)] üzerlerine dalışa geçti. Bunlar dışarıdaki goblinlere benzemiyordu.
Pençeleri çelikten daha sertti ve kanat çırptıklarında hava mermileri fırlatıyorlardı.

TAK! TAK! TAK! KAPIDAN KİM VAR ! ( Tutamadım kendimi sevgili okurlar , çok komiğime gidince ekleme yapayım dedim )

Baron'un kalkanına çarpan her hava mermisi, sanki bir balyoz darbesi gibiydi. Baron dişlerini sıktı, ayakları yere gömülüyordu.

Baron : "Bu... Bu basınç çok fazla! Kalkanım dayanmayabilir!"

Mina ok atmaya çalıştı ama rüzgar o kadar şiddetliydi ki okları hedeften şaşıp geri dönüyordu.

Mina : "Oklarım işlemiyor! Rüzgar onları savuruyor!"

Zane görünmez olmaya çalıştı ama Harpy'lerin sonik çığlıkları onun yerini açığa çıkarıyordu. Bir Harpy pençesi Zane'in omzunu sıyırdı ve derin bir yarık açtı.

Zane : "Ahhhhhh, Lyon senin de gelmişini si....... , soktun bizi buraya zor durumdayız işte !!!!!!!!!"

Lyon, kılıcını savurdu ama rüzgarın direnci yüzünden kılıcı sanki tonlarca ağırlıktaymış gibi hissediyordu.

Lyon : "Lanet olsun! Buraya gelmekle hata mı ettik?" diye geçirdi içinden. Seviye farkı ve saha avantajı düşmandan yanaydı.
İlk defa Lyon'un içinde "Biz burada öleceğiz" korkusu belirdi.

Lyon : "Baron! Kalkanı yere sapla ve 'Alan Koruması'nı aç! Mina, Zane'i koru! Ben havaya çıkıyorum!"

Lyon, tüm manasını bacaklarına verdi.

"Yıldırım Adımı: Aşırı Yükleme!"

Havaya sıçradı, rüzgar akımlarını bir merdiven gibi kullanarak Harpy sürüsünün içine daldı.

Alev Kılıcı: Cehennem Döngüsü!

Lyon havada bir ateş topuna dönüştü.( Burda aklınız karışmasın Ateş topu derken meteor nasıl ki Dünyamıza düşerken etrafında ısı yayarak ateş gibi düşüyorsa Lyon’da aynı şekilde etrafında Ateş olduğundan dolayı ateş topuna döndü diyorum.)
Rüzgar, ateşi körükledi ve devasa bir yangın fırtınası oluştu. Harpy'lerin kanatları yandı ve birer birer o boşluğa düşmeye başladılar.Ama bu sadece başlangıçtı.


Harpy saldırısını atlattıklarında ekip perişan haldeydi. İksir stoklarının yarısını daha ilk dalgada tüketmişlerdi. Baron'un zırhı ezilmiş, Zane kan kaybediyor, Mina ise rüzgar yüzünden tükenmişti.Karşılarında, uçurumun üzerinde sallanan ince bir taş köprü vardı.
Ve köprünün ortasında, rüzgarın kendisinden yapılmış gibi duran, şeffaf ama ölümcül bir zırh nöbet tutuyordu.



------------------ 4.BÖLÜM SONUNA GELDİK DİĞER BÖLÜM -----------------
------------------ [MİNİ-BOSS: 3 BAŞLI SİKLON ŞÖVALYESİ (Seviye 28)]----------------------
------------------ BURAYA KADAR OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM ------------------
------------------ DİĞER BÖLÜMLERDE GÖRÜŞMEK ÜZERE ------------------

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Okuma Ayarları

Örnek metin: "Merhaba dünya!"
Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm
Space Sayfa Aşağı
Home Sayfa Başı
End Sayfa Sonu