Hayallerimin Kahramanı Başka Diyardan Lyon

Bölüm 7.00 - ABYSS GENERALİ: DEMİR YUMRUK GARGANTUA

Önceki
“GENERALİN GELİŞİ: DEMİR YUMRUK GARGANTUA”

Savaşın onuncu dakikasında, yerdeki ceset yığınları tepe oluşturmuştu. Sıradan askerler Omega Loncası'nı durduramıyordu. Aniden, yer sarsıldı. Ordunun arka safları yarıldı.
4 metre boyunda, tamamen gri çelikten bir deriye sahip, elinde silah taşımayan ama yumrukları birer balyoz büyüklüğünde olan devasa bir yaratık öne çıktı.

------------------ 7. BÖLÜM: [ABYSS GENERALİ: DEMİR YUMRUK GARGANTUA] ------------------

[ABYSS GENERALİ: DEMİR YUMRUK GARGANTUA]
[SEVİYE: 55]
[SINIF: YIKIM TANKI]

Gargantua kükredi: "SİNEKLER! EZİLECEKSİNİZ!"

Gargantua, Baron'a doğru koşmaya başladı. Her adımında yer çatlıyordu. Baron kalkanını yere sabitledi.
Baron : "Gelsene metal kafa!"

Gargantua, devasa yumruğunu Baron'un kalkanına indirdi. Bu, daha önce karşılaştıkları hiçbir darbeye benzemiyordu.

BAAAAMMMMMM!

Ses o kadar yüksekti ki Mina'nın kulakları çınladı. Baron'un ayakları yere yarım metre gömüldü.

Titan Kalkanı +9 titredi ama kırılmadı. Ancak şok dalgası Baron'un arkasındaki kayaları parçaladı. Baron dişlerini sıkarak sırıttı. "Hissediyorum... Ama geçemezsin!"

Gargantua şaşırdı. "İmkansız! Benim yumruğum dağları devirir!"

Lyon havadan Gargantua'nın ensesine indi.

"Yıldırım Kılıcı: Zırh Delen!" Kılıcını sapladı.

ZINK!

Kılıç, Gargantua'nın çelik derisinden sekip kıvılcım çıkardı. Hasar yok.

"Ne?" Lyon gözlerine inanamadı. "Fiziksel hasar işlemiyor mu?"

Ivy arkadan bağırdı: "Lyon! Onun derisi büyülü metalden! Saf fiziksel saldırı işlemez! İçeriden yakman lazım!"

Lyon geri sıçradı. Gargantua, Baron'a ikinci yumruğu indirmek üzereydi. Baron'un HP'si azalmaya başlamıştı.

Lyon : "Zane! Dikkatini dağıt! Mina! Gözlerine çalış! Baron, dayan! Ben büyük bir şey hazırlıyorum!"

Zane, Gargantua'nın bacaklarının arasından kaydı ve diz kapağının arkasındaki eklem boşluklarına zehirli hançerlerini sapladı.

"Teneke kutu!"

Gargantua acıyla değil ama rahatsızlıkla Zane'e dönmeye çalışırken, Mina'nın patlayıcı okları yüzünde patladı.
Bu sırada Lyon, kılıcını kınına soktu. Derin bir nefes aldı.

[Elemental Rezonans Aktif]
[Ateş + Rüzgar = Plazma]

Manasını kılıcında o kadar sıkıştırdı ki kılıç beyazımsı mor bir renge büründü. Isı o kadar yükseldi ki Lyon'un eldivenleri tütmeye başladı.

"PLAZMA KESİĞİ: ERİTEN GÜNEŞ!"

Lyon, Rüzgar Ayakkabılarının verdiği ani hızlanma ile Gargantua'nın göğsüne doğru fırladı

Gargantua, Lyon'u havada yakalamak için elini uzattı. Lyon, havada manevra yaptı ve Gargantua'nın kolunun altından geçip göğsüne kılıcıyla bir "X" işareti çizdi.

Sessizlik oldu. Sonra Gargantua'nın göğsündeki çelik zırh, kor haline gelip erimeye başladı.

"SICAK! BU ÇOK SICAK!" diye bağırdı General.

Lyon yere indiğinde, Gargantua'nın göğsü erimiş metal gibi akıyordu. Zırhı delinmişti.

Lyon : "Şimdi Baron! Kalkan Darbesi!"

Baron, kalkanındaki [HP Üretimi] sayesinde gücünü toplamıştı. Kalkanı omuzladı ve erimiş bölgeye tüm gücüyle vurdu.

"TİTAN TOSLAMASI!"
BOOOM!

Gargantua'nın eriyen göğüs kafesi içeri çöktü. Devasa general, bir bina gibi geriye doğru devrildi ve yeri sarstı.

[GENERAL GARGANTUA ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ.]
[ÖLÜMCÜL HASAR ALDI.]


Ancak Gargantua ölmemişti. Yerde yatarken hırlayarak doğrulmaya çalıştı.

"Bitti mi sandınız? Diğerleri... geliyor..." Tam o sırada gökyüzü kan kırmızısına döndü.
Yerdeki binlerce ölü askerin kanı havaya yükselmeye başladı ve Gargantua'nın üzerinde
süzülen bir silüete doğru aktı. Zarif, soluk tenli, kan kırmızısı elbiseli bir kadın havada belirdi.

[ABYSS GENERALİ: KANLI KONTES VAMPİRA (Seviye 50)]

Vampira, Gargantua'nın yarasına baktı ve tiksinerek elini salladı.

"Seni beceriksiz hurda yığını. Geri çekil."

Sonra Lyon'a döndü ve gülümsedi. Sivri dişleri parlıyordu.
"Demek o meşhur Lyon sensin... Kanın... çok lezzetli kokuyor." Vampira parmağını şıklattı. Yerdeki kan birikintileri şekil değiştirdi ve Kan Golemlerine dönüştü.

Aynı anda Gargantua'nın arkasından, siyah cübbeli, elinde kemik asa taşıyan üçüncü general belirdi.

[ABYSS GENERALİ: RUH YİYEN NEKROMANS (Seviye 60)]

Nekromans asasını yere vurdu.

"Ruhlarınız... koleksiyonum için harika olacak."

Lyon kılıcını kaldırdı. Baron yanına geldi. Mina ve Zane pozisyon aldı. Ivy kalkanları tazeledi.

Durum şimdi eşitti. Ya da öyle görünüyordu. "Gargantua düştü sayılır," dedi Lyon. "Kaldı iki. Ve asıl eğlence şimdi başlıyor."

[GÖREV GÜNCELLENDİ: İKİ GENERALİ YOK ET.]
[GANİMET ŞANSI: %500 ARTTI.]

Lyon, Siru'ya fısıldadı: "Hazır mısın ufaklık? Annenin hediyesini kullanma vakti." Savaş alanı; Kan, Ruh ve Elementlerin çarpışacağı bir arenaya dönüşmek üzereydi.

Savaş alanı, Kanlı Kontes Vampira’nın kahkahasıyla kızıla boyandı. Yerdeki binlerce ölü askerin kanı, yerçekimine meydan okuyarak havaya yükseldi ve devasa, sivri kan mızraklarına dönüştü.

Vampira elini aşağı indirdiğinde, binlerce kan mızrağı ses hızında Omega Loncası’nın üzerine yağmaya başladı. Bu mızraklar sadece fiziksel hasar vermiyor,
dokunduğu canlıdan can (HP) çalıyordu.

Lyon : "Baroooon! Geniş Alan Koruması!" diye bağırdı, havaya yükselirken.

Baron, Titan Kalkanı +9'u yere öyle bir sertlikle vurdu ki, önlerinde şeffaf, yeşilimsi bir enerji kubbesi oluştu. Kalkanına bastıkları [HP Üretimi] efsunu, Baron’un bariyerini besliyordu.

TAK! TAK! TAK!

Kan mızrakları bariyere çarptıkça asit gibi tıslıyor, eriyor ama Baron’un kalkanı dayanıyordu.
Baron : "Bu kadın çok tehlikeli!"Kanı silah olarak kullanıyor, etrafta çok fazla cephanesi var!"

Arka planda süzülen Ruh Yiyen Nekromans (Seviye 60), asasını Baron’un bariyerine doğrulttu.

"Korumanız... ruhlarınızı saklayamaz."

Nekromans fısıldadı: "HAYALET PENÇELERİ: RUH SÖKÜMÜ!"

Baron’un fiziksel kalkanı, hayaletleri durduramazdı. Yarı şeffaf, çığlık atan ruhlar bariyerin içinden geçip Baron’un göğsüne daldı.

Baron’un gözleri beyazlaştı, dizlerinin bağı çözüldü.

Ivy çığlık attı: "Ruhsal saldırı! Baron'un bilincini kapatıyorlar!"

Lyon, havadaki pozisyonundan durumu analiz etti. İki generale aynı anda saldırmak intihardı. Bölünmeleri gerekiyordu.


Lyon : "PLAN DEĞİŞİKLİĞİ! Ivy, Baron’u ruhsal olarak koru! Kutsal büyülerin o Nekromans’ı yakar! Mina, Vampira’nın kan kaynağını kes! Zane, sen benimlesin. O büyücünün boğazını keseceğiz!"

VAMPİRA VS MINA & BARON (KANIN DANSI)


Mina, Obsidyen Yay +9 ile bir kayanın tepesine sıçradı.

"Hey kan emici sürtük! Bakalım patlayıcı oklarıma ne diyeceksin!"

Mina, yayını gerdi. [Yarı İnsanlara Karşı Güçlü] efsunu yayında parladı. Vampira yarı ölümsüz bir vampirdi, yani bu efsun ona %20 ekstra hasar verecekti.

"YETENEK: GÜNEŞ OKU (Alev Efsunlu)!"

Mina’nın attığı ok, havada bir ateş topuna dönüştü. Vampira, kan duvarı örerek oku durdurmaya çalıştı. Ancak ok kana çarptığında patladı ve kanı buharlaştırdı.

Vampira çığlık attı. "Kanımı yakıyorsun!"

Bu sırada Baron, Ivy’nin "Kutsal Zihin" büyüsüyle kendine gelmişti. Kalkanını omzuna aldı ve Vampira’ya doğru koşmaya başladı

Baron : "Senin o sivri dişlerini dökeceğim!"

Vampira, Baron’a doğru bir kan kırbacı savurdu. Baron kaçmadı. Kalkanıyla kırbacı yakaladı ve kendine çekti. Vampira dengesini kaybedip öne savruldu.

Mina fırsatı kaçırmadı. "Üçlü Atış: Kalp, Boyun, Göz!"

Üç ok birden Vampira’ya saplandı.

Vampira toza dönüşüp kaçmaya çalıştı ama Mina’nın oklarındaki patlayıcı barut, onun form değiştirmesini engelledi.

NEKROMANS VS LYON & ZANE (ÖLÜMÜN KIYISINDA)


Savaşın diğer tarafında durum çok daha karanlıktı. Nekromans, etrafına yüzlerce iskelet şövalye ve hayalet çağırmıştı. Lyon ve Zane, bu orduyu yarmaya çalışıyordu.
Nekromans havada süzülerek güldü. "Senin Ejderha Zırhın fiziksel darbelere dayanabilir çocuk. Ama ruhun... ruhun çok lezzetli görünüyor."

Nekromans, asasını Lyon’a doğrulttu.

"ÖLÜM ÇEMBERİ: LANETLİ ALAN!"

Lyon’un etrafında mor bir çember oluştu. Hareket hızı %50 düştü, manası saniyede 100 azalmaya başladı.

Lyon : "Lanet olsun! Debuff (Zayıflatma) yedim!"

Zane gölgelerden çıktı. Gölge Adımı Çizmeleri +9 sayesinde havada seke seke Nekromans’a yaklaştı.
Zane : "Büyücülerin en büyük hatası nedir biliyor musun? Yakın dövüşü unutmaları!"

Zane, Zehirli Hançer +9’u Nekromans’ın sırtına sapladı.
CLANG!

Hançer, Nekromans’ın etrafındaki görünmez bir kemik kalkanına çarpıp sekti.
Nekromans arkasına bile bakmadan elini savurdu. "Sinek." Görünmez bir güç Zane’i yere çaktı.
Zane kan kusarak yerde sürüklendi. "ZANE!" diye bağırdı Lyon. Öfkesi kabardı.

Ejderha Zırhı’nın pulları kırmızıdan siyaha dönmeye başladı.
Olympos’un sesi Lyon’un zihninde yankılandı: “Korkma. Ruhun benimle bağlı. O çürümüş büyücü senin ruhuna dokunamaz. Kükre!”
Lyon gözlerini kapattı. Debuff etkisine rağmen kılıcını iki eliyle tuttu. Omzundaki Siru (Yavru Ejderha) da Lyon ile aynı anda nefes aldı.

"KOMBO TEKNİK: EJDERHA VE SÜVARİSİNİN KÜKREMESİ!"

Lyon ve Siru, aynı anda, fiziksel olmayan, saf ses ve manadan oluşan bir çığlık attılar. Bu çığlık, Nekromans’ın kontrol ettiği tüm hayaletleri ve ruhları titreştirip yok etti.

Nekromans’ın kemik kalkanı çatladı. Nekromans şok içinde yere düştü. "Ruh... Ruh büyümü iptal mi etti?!"
Lyon, Rüzgar Ayakkabılarının son hızını kullanarak, bir şimşek gibi Nekromans’ın üzerine atıldı.

Kılıcı [Kritik Vuruş] efsunuyla parlıyordu.

"ELEMENT LORDU: YILDIRIM GİYOTİNİ!"

Lyon, havadan dönerek indi ve Nekromans’ın asasını tutan kolunu, ardından da kafasını tek hamlede gövdesinden ayırdı.
Siyah bir duman patlaması oldu ve Nekromans’ın cübbesi boş bir şekilde yere düştü.
[GENERAL NEKROMANS YOK EDİLDİ.]

Diğer tarafta Baron ve Mina, Vampira’yı köşeye sıkıştırmıştı. Vampira, Nekromans’ın öldüğünü hissedince çığlık attı ve dikkati dağıldı.Baron, kalkanının kenarıyla Vampira’nın çenesine vurdu.
Mina, son bir patlayıcı oku Vampira’nın kalbine sapladı.Vampira, küle dönüşerek yok oldu.

[GENERAL VAMPİRA YOK EDİLDİ.]
GANİMET ZAMANI - EFSANEVİ DÜŞÜŞLER

Savaş alanı sessizliğe büründü. Sadece rüzgarın sesi ve ekibin ağır nefes alışları duyuluyordu. Generallerin yok olduğu yerlerde, daha önce hiç görmedikleri renkte
parlayan iki sandık belirdi.

Lyon, kılıcını kınına soktu ve sendeleyerek sandıklara yürüdü. "Umarım bu kadar yorulduğumuza değer," dedi.

Zane sürünerek geldi. "İyileştirme iksiri olan var mı?
Kaburgalarım batıyor."

Ivy, Zane’e ve Baron’a hızlı bir Toplu Şifa bastı. Sandıklar açıldı.

SANDIK 1 (Vampira’dan Düşenler):
[KIZIL KAN KOLYESİ (EŞSİZ)]:
Özellik: Vampirik Dokunuş. Verdiğin hasarın %15'i kadar HP (Can) yenilersin.
Kime: Zane. (Suikastçı olduğu için sürekli hasar veriyor, bu onu ölümsüz yapabilir.)
[YETENEK KİTABI: KAN MIZRAĞI]:
Özellik: Kendi kanını kullanarak uzun menzilli bir mızrak fırlatır.
Kime: Lyon (Yeni bir uzak menzil saldırısı olarak öğrendi.)
SANDIK 2 (Nekromans’tan Düşenler):
[RUH ASASI (EFSANEVİ SİLAH)]:
Özellik: İyileştirme büyülerini %50 güçlendirir ve ölü müttefikleri kısa süreliğine
diriltebilir (Günde 1 kez).
Kime: Ivy. (Bu asa ile artık bir "Baş Rahibe" seviyesindeydi.)
[KARA BÜYÜ PARŞÖMENİ: GÖLGE ORDUSU]
Özellik: Öldürülen düşmanların gölgesinden 3 tane sadık asker yaratır.
Kime: Baron. (Tank olarak yalnız kaldığında destek kuvveti olması için Baron’a verildi.)

Lyon, Vampira’dan düşen bir de **[Kanlı Anahtar]**ı yerden aldı. Anahtarın üzerinde bir kafatası simgesi vardı.
"Bu..." dedi Lyon, anahtarı havaya kaldırarak. "Abyss Kalesi'nin anahtarı. Generaller sadece kapı bekçisiydi. Asıl patron bizi bekliyor."

ABYSS LORDU'NUN MESAJI

Tam o sırada gökyüzü yarıldı. Simsiyah bir projeksiyon, tüm vadiye yansıdı. Görüntüde, tahtında oturan, yüzü karanlık bir sisle örtülü, sadece parlayan kırmızı gözleri görünen bir varlık vardı.

[ABYSS LORDU: MALAKAR]

Malakar’ın sesi, gök gürültüsü gibi yankılandı.

"Generallerimi oyuncak gibi parçaladınız... Eğlenceli. Lyon... Senin potansiyelin düşündüğümden de fazla. Ama buraya gelme. Eğer kaleme adım atarsan, sadece ölmezsin. Tanrıça Katsuna'yı ve dünyanı yok ederim." Görüntü kapandı.

Lyon, anahtarı sıktı. "Bizi tehdit ediyor. Demek ki korkuyor." Mina yayını omzuna astı.

Mina : "Peki şimdi ne yapıyoruz Kaptan? Seviye 50 Generalleri kestik. Seviyemiz 48-49 oldu. Ama o Malakar denen şey... Seviyesi en az 70-80 vardır."

Lyon gülümsedi. "Önce bu ganimetleri sindireceğiz. Sonra... Sonra Malakar'ın kalesine gitmeden önce yapmamız gereken son bir şey var."

Zane: "Nedir?"

Lyon kuzeyi, en kuzeyi gösterdi.

"SINIF YÜKSELTME (CLASS UPGRADE)."

"Seviye 50'ye geldiğimizde, sistem bize 'Usta Sınıfı'nı açacak. Şimdiki yeteneklerimiz sadece çıraklık eseri. Abyss Kalesi'ne 'Element Lordu' olarak değil, 'Element Tanrısı' adayı olarak gireceğim."

[SONRAKİ DURAK: KUTSAL SINIF TAPINAĞI]
[HEDEF: SEVİYE 50 VE SON DÖNÜŞÜM]

KUTSAL SINIF TAPINAĞI YOLU - SON DÜZLÜK

Kuzeyin dondurucu rüzgarları, Omega Loncası’nın yüzüne jilet gibi çarpıyordu.

Generalleri yendikten sonra, önlerinde tek bir hedef kalmıştı: Seviye 50
Şu anki seviyeleri 49’un sonlarındaydı. O büyülü sınıra ulaşmak için son bir "Boss"a veya devasa bir XP (Tecrübe) kaynağına ihtiyaçları vardı.

Önlerine, buzulların arasından, 10 metre boyunda, beyaz kürkleri çelik kadar sert, gözleri kırmızı yanan bir [KUTUP YIKICISI (POLAR BEHEMOTH) - Seviye 52] çıktı.

Lyon sırıttı. "İşte biletimiz!"

Lyon : "Baron! Kışkırt!"

Baron kalkanını karlı zemine vurdu. "HEY KOCA AYI! BURAYA GEL!" Behemoth kükreyerek Baron’a saldırdı. Baron, [Yıkılmazlık] efsunlu kalkanıyla darbeyi karşıladı ama ayakları buzda kaydı.

Baron : "Güçlü vuruyor!" Zane, Behemoth’un sırtına ışınlandı. "Zehirli Kesik!"

Mina, uzaktan "Patlayıcı Ok" yağdırdı. Ivy, "Güçlendirme" bastı. Lyon, Ejderha Zırhı’nın kanatlarını açtı. Havadaki soğuğu içine çekti.

"BUZ ELEMENTİ: TAKLİT!" (Kael'den öğrendiği prensibi uyguladı). Kendi ateşini buzla birleştirmedi, buzu yaktı.

"SOĞUK ALEV KESİĞİ!"

Kılıç, mavi bir alevle yandı ve Behemoth’un boynunu kesti. Yaratık devrildiğinde, beklenen o altın bildirim gökyüzünü aydınlattı.

[SEVİYE ATLADINIZ!]
[SEVİYE 50'YE ULAŞILDI.]
[GİZLİ MEKAN KİLİDİ AÇILDI: KUTSAL SINIF TAPINAĞI.]

Gökyüzündeki bulutlar dağıldı ve havada asılı duran, altın merdivenlerle çıkılan, devasa, beyaz mermerden yapılmış bir tapınağın görüntüsü belirdi. Merdivenleri tırmandıklarında nefesleri kesilmişti. Tapınağın kapısında, yüzü olmayan, tamamen ışıktan oluşmuş,
elinde bir terazi ve kılıç tutan devasa bir varlık bekliyordu.

[BEKÇİ: KADERİN YARGICI (SEVİYE ???)]

Yargıç konuştuğunda ses kulaklarından değil, zihinlerinden duyuldu.

"Sınıf Yükseltmesi arayanlar... Güç, sadece kaslarda veya manada değildir. Gerçek güç, ruhun derinliklerindedir."

Yargıç asasını yere vurdu.

"Burada bir grup olarak savaşamazsınız. Sınıf yükseltmesi bireyseldir. Her biriniz, kendi 'Gölge Benliğiniz' ile yüzleşeceksiniz. Eğer yenerseniz, yeniden doğarsınız. Yenilirseniz... ruhunuz burada sonsuza dek hapsolur." Tapınağın zemininde beş ayrı kapı belirdi.
Lyon ekibine baktı. "Bunu yapabiliriz. İçeride ne görürseniz görün... Unutmayın, o sizsiniz. Kendinizden korkmayın." Herkes bir kapıya girdi. Kapılar arkalarından kapandı.

BARON'UN SINAVI: SONSUZ KORUMA
Baron kendini karanlık bir odada buldu. Karşısında, kendisinin simsiyah zırhlı bir kopyası vardı.

Gölge Baron'un kalkanı yoktu. Elinde devasa bir çift el balyoz vardı.
Gölge Baron: "Korumaktan yorulmadın mı? Hep darbe alan sensin. Neden ezici taraf olmuyorsun?"

Baron kalkanını kaldırdı. "Çünkü arkamda duranların güvenliği, senin vereceğin hasardan daha değerli."

Savaş, saf savunma ve saf saldırı arasındaydı. Baron, Gölge'nin darbelerini saatlerce tankladı. Kalkanı çatladı, kolları uyuştu. Ama pes etmedi.

En sonunda Gölge yoruldu. Baron, kalkanıyla onu duvara yapıştırdı.
"Ben bir duvarım. Ve duvarlar yıkılmaz!"
[SINAV GEÇİLDİ.]
[YENİ SINIF: KALE MUHAFIZI (FORTRESS LORD)]
[YETENEK: "MUTLAK BARİYER" - 10 saniye boyunca tüm hasarı %100 engeller.]


MINA'NIN SINAVI: KÖR ATIŞ
Mina zifiri karanlık bir ormandaydı. Göz gözü görmüyordu.

Gölge Mina'nın sesi her yerden geliyordu: "Göremediğini vuramazsın. Gözlerine çok güveniyorsun."
Mina yayını gerdi ama hedef yoktu. Panikledi.Sonra Lyon'un sözlerini hatırladı. 'Rüzgarı hisset.'

Mina gözlerini kapattı. Rüzgarın yaprakların arasından geçişini dinledi. Kalp atışını yavaşlattı. Bir dalın kırılma sesini duydu. Arkasına dönmeden, içgüdüsel olarak okunu fırlattı.
SAPLAMA SESİ.
Gölge Mina'nın çığlığı duyuldu.

[SINAV GEÇİLDİ.]
[YENİ SINIF: HAYALET AVCI (PHANTOM RANGER)]
[YETENEK: "GÖRÜNMEZ OK" - Oklar hedefe varana kadar görünmez olur ve savunmayı deler.]

LYON'UN SINAVI: AYNAKİ İBLİS
Lyon, sonsuz bir su yüzeyinin üzerindeydi. Karşısında duran kişi kendisiydi ama gözleri simsiyah, aurası mor ve kaotikti.
[GÖLGE LYON]

Gölge Lyon sırıttı. "Sınıf Yükseltmesi mi? Sen sadece bir oyuncusun. Gücün sahte. Sistem sana güç veriyor. Sen hiçbir şeysin."

Gölge Lyon, Lyon'un tüm tekniklerini kullanıyordu ama daha hızlı, daha vahşi ve manası sınırsızdı.
"YILDIRIM KESİĞİ!"

Lyon darbeyi karşıladı ama geriye savruldu.
Gölge durmadı. "ALEV FIRTINASI!" Lyon yandı. Zırhı erimeye başladı.

"Neden kazanamıyorum? Aynı seviyedeyiz!" .

Gölge Lyon kılıcını Lyon'un boğazına dayadı.

"Çünkü sen korkuyorsun. Gücünü kontrol etmeye çalışıyorsun. Ben ise gücün kendisiyim. Kaosun içindeyim."

Lyon o an anladı. Kael ile dövüşürken hissettiği o "Limit Aşımı"nı hatırladı. Manayı kontrol etmemeliydi. Manayı serbest bırakmalıydı.

"Haklısın..." dedi Lyon, kılıcı tutan eli gevşerken. "Ben bir oyuncuyum. Ve oyuncular... hile yapar."

Lyon, sistemin ona verdiği yetenekleri bir kenara bıraktı. İçindeki Ruh (Haki) gücüne odaklandı. Olympos’un verdiği Ejderha Ruhu, Voraş'tan aldığı Rüzgar, Gargantua'dan öğrendiği Fiziksel Güç. Hepsini birleştirdi. Kılıcı ortadan kayboldu.
Elinde saf, beyaz bir enerji kütlesi oluştu. "YENİ KONSEPT: ELEMENTAL HİÇLİK (VOID)!"


Lyon, Gölge'nin kılıcını tuttu. Eli kesilmedi. Gölge'nin kılıcı, Lyon'un eline değdiği anda enerjiye dönüşüp emildi. Gölge Lyon şok oldu. "Bu... Bu sistemde yok!"

Lyon gülümsedi. "Sistemi ben yazarım." Elini Gölge'nin göğsüne koydu.
"BİRLEŞ."
Gölge Lyon parçalanmadı, Lyon'un içine çekildi. İki ruh birleşti.

[SINAV GEÇİLDİ.]
[SINIF YÜKSELTİLDİ.]
[TEBRİKLER! YENİ SINIF: ELEMENT TANRISI (ELEMENTAL SOVEREIGN)]


DÖNÜŞÜM VE YENİ GÜÇLER
Tapınağın kapıları açıldığında, ekip dışarı çıktı. Ama hiçbiri girdiği gibi değildi.

Baron: Zırhı artık metalden değil, parlayan gümüşi bir enerjiden oluşuyordu. Kalkanı sırtında değil, kolunda bir dövme gibi duruyor, istediği an devasa bir enerji duvarına dönüşüyordu.

Mina: Yayı artık fiziksel ok kullanmıyordu. Yayı gerdiği anda manadan oklar oluşuyordu. Gözleri kartal gibi keskinleşmişti.

Zane: Vücudu yarı şeffaftı. Zeminde yürümüyor, gölgelerin içinde süzülüyordu. Sırtında iki adet Gölge Kanadı vardı.

Ivy: Beyaz elbisesi altın işlemelerle parlıyordu. Etrafında sürekli dönen 3 küçük şifa küresi vardı (Otomatik iyileştirme).

Ve Lyon...
Lyon'un saçı uzamış ve uçları beyazlaşmıştı. Zırhı, Ejderha Tanrısı Zırhı ile bütünleşmiş, siyah ve altın renkli, vücuda yapışan modern ama mistik bir görünüme kavuşmuştu.

Sol elinde Yıldırım, sağ elinde Alev, ayaklarında Rüzgar ve gözlerinde Hiçlik vardı.

Lyon elini sıktı. Havadaki atomların titreşimini hissedebiliyordu. "Seviye 50..." diye fısıldadı. "Bu güç... İnanılmaz."

Yargıç'ın sesi duyuldu:
"Artık hazırsınız. Abyss Kalesi kuzeyde sizi bekliyor. Ama unutmayın, Lord Malakar da boş durmuyor."

Lyon, kuzeye, kara gökyüzüne baktı.
"Malakar... Bekle bizi. Kapını çalmaya geliyoruz."

ABYSS KALESİ ÖNÜ - SON SAVAŞA GİRİŞ

Ekip, Abyss Kalesi'nin önüne geldiğinde manzara korkutucuydu. Kale, canlı kemiklerden ve lavlardan yapılmıştı. Kapısında 10.000 kişilik elit bir Ölüm Şövalyesi Ordusu bekliyordu.

Ama Omega Loncası artık saklanmıyordu. Lyon öne çıktı.

Lyon : "Baron," dedi sakince.
Baron : "Buyur Kaptan."
Lyon : "Kapıyı çal."

Baron sırıttı. Havaya sıçradı.
Yeni yeteneği: "METEOR İNİŞİ!"

Baron, kaleden daha büyük, enerjiden oluşan hayali bir kalkanla ordunun ortasına düştü.

GÜMMMMM!
Kale kapısı havaya uçtu. Ordunun yarısı tek darbede yok oldu. Lyon kılıcını çekti. Kılıcı artık [+9 Efsunlu Element Kılıcı] değil, [Kutsal Element Kılıcı: Ragnarok] olmuştu (Sınıf yükseltmesiyle silahı da evrimleşmişti).

Lyon : "İçeri giriyoruz. Malakar'ın kellesini almadan çıkmak yok."
[SON SAVAŞ BAŞLIYOR: TANRI VS TANRI]

Baron’un "Meteor İnişi" ile kale kapısını paramparça etmesinin ardından, Omega Loncası kalenin iç avlusuna, toz ve dumanın ortasından havalı bir giriş yaptı. İçerisi, dışarıdan göründüğünden çok daha büyüktü. Duvarlar obsidyenden yapılmıştı ve üzerlerinde hareket eden, çığlık atan ruhların silüetleri vardı.

Bu kale, sadece taştan değil, ızdıraptan örülmüştü. Karşılarına çıkan [Abyss Muhafızları (Seviye 48)], normalde zorlu rakipler olabilirdi. Ancak "Sınıf Yükseltmesi" almış Omega Loncası için onlar sadece yol
üzerindeki çakıl taşlarıydı.

Zane, gölge formuna geçti. Artık hançer kullanmasına bile gerek kalmıyordu. Gölgelerin içinden geçerken düşmanların gölgesini kesiyor, düşmanlar fiziksel olarak ikiye bölünüyordu.

Zane : "Gölge Suikastı: Sessiz Ölüm."


Mina, koridorun diğer ucundan, duvarların arkasını görerek ok atıyordu.
"Hayalet Ok!"

Oklar duvarların içinden geçiyor, düşmanların kasklarını delip geçiyordu. Lyon ise kılıcını bile çekmemişti. Yürüyordu. Sadece yürüyordu. Etrafındaki [Element Tanrısı Aurası], ona yaklaşan her düşmanı otomatik olarak yakıyor, donduruyor veya çarpıyordu.
Baron kahkaha attı. "Bu haksızlık Kaptan! Bize vuracak kimse kalmıyor!"

Lyon durdu. Önlerinde devasa, altın işlemeli ama kanla kirlenmiş bir kapı vardı.

Lyon : "Acele etme Baron. Asıl bekçiler içeride. Hissedebiliyorum... Tanıdık bir enerji var."

Kapıyı açtıklarında, kendilerini devasa bir taht salonunun girişinde buldular. Burası Malakar'ın odası değildi. Burası bir müzeydi. Ama sergilenenler eşya değil, insanlardı.

Odanın ortasında, gözleri simsiyah, zırhları kırık ve bedenlerinden kara dumanlar çıkan iki figür duruyordu. Lyon'un gözleri büyüdü. Kral Respux'un anlattığı hikayeyi hatırladı.

Respux : "Senden önceki Kahraman Roxa... 20 yıl önce kayboldu." Karşısında duran o figür, elinde kırık bir kutsal kılıç tutan, bir zamanların şanlı kahramanı Roxa idi. Yanında ise onun sadık büyücüsü Lira.

[DÜŞMAN: DÜŞMÜŞ KAHRAMAN ROXA (Seviye 65)]
[DÜŞMAN: LANETLİ BÜYÜCÜ LIRA (Seviye 62)]

Malakar'ın sesi hoparlör gibi tüm salonda yankılandı:

"Hoş geldin Lyon. Selefinle tanış. O da senin gibi dünyayı kurtaracağını sanıyordu. Şimdi ise benim en sadık köpeğim."

Roxa, başını kaldırdı. Yüzü solgundu, damarları simsiyahtı. "Kaç..." dedi boğuk bir sesle. "Kaç çocuk... Kendimi... tutamıyorum!"

Ama bedeni sözlerini dinlemedi. Roxa, inanılmaz bir hızla Lyon'un üzerine atıldı.

"KARA KUTSAL KILIÇ: UMUTSUZLUK KESİĞİ!"

Lyon kılıcını son anda çekti.

ÇINNNNN!

Darbe o kadar ağırdı ki Lyon'un ayakları yere gömüldü. Bu, bir Generalin gücünden fazlaydı. Bu, "Hero" sınıfı bir güçtü. "Güçlü!" dedi Lyon dişlerini sıkarak.

Arkadan Lira büyü yapmaya başladı.

Lira : "YERÇEKİMİ BOZULMASI!"

Mina, Zane ve Ivy, yerçekimi aniden 10 katına çıkınca yere yapıştılar. Hareket edemiyorlardı.

"Baron!" diye bağırdı Lyon. "Lira'yı durdur yoksa diğerleri ezilecek!"

Baron, üzerindeki yerçekimi baskısına rağmen, Kale Muhafızı sınıfının verdiği [Yıkılmaz İrade] ile ayağa kalktı. Kemikleri çatırdıyordu ama adım atıyordu.

"Beni... Yere... ÇAKAMAZSIN!"

Baron, kalkanını bir frizbi gibi Lira'ya fırlattı.

"KALKAN FIRLATMA: SUSTURUCU DARBE!"

Kalkan Lira'nın kafasına çarptı ve büyüsü bozuldu. Yerçekimi normale döndü.

Zane ve Mina ayağa fırladı.

Mina: "Bu büyücü benim!"
Zane: "Ben de şövalyenin arkasına geçiyorum!"

Roxa, Lyon'u köşeye sıkıştırmıştı. Kılıç yetenekleri Lyon ile aynıydı, hatta daha tecrübeliydi.

"Neden savaşmıyorsun?!" diye bağırdı Lyon, Roxa'nın kılıcını karşılarken.

Roxa'nın gözünden siyah bir yaş aktı. "Ruhum hapis... Beni öldür Lyon. Beni serbest bırakmanın tek yolu bu!"

Lyon geri çekildi. "Öldürmek mi? Hayır. Bizim işimiz kurtarmak."
Lyon ekibine döndü.

Lyon : "Ivy! Roxa'yı iyileştir! Mina, Zane! Lira'yı oyalayın! Baron, Roxa'yı tut!"
Baron, Roxa'nın önüne atladı. Roxa'nın kara kılıcı Baron'un enerji kalkanına çarptı.

GÜM!

Baron: "Eski toprak sertmiş! Ama ben daha gencim!"

Ivy, Roxa'nın arkasına geçti. [Ruh Asası +9]'u havaya kaldırdı.
"ÜST DÜZEY ARINDIRMA: CENNETİN GÖZYAŞLARI!"

Ivy'nin asasından çıkan saf beyaz ışık, Roxa'nın bedenine çarptı.

Normalde iyileştirme büyüsü insanlara iyi gelirdi ama "Lanetli" varlıklara asit gibi zarar verirdi.

Roxa acıyla çığlık attı. Bedenindeki siyah dumanlar buharlaşmaya başladı.

Ivy : "Daha fazla güç lazım! Lanet çok derin!"

Lyon kılıcını kınına soktu. (Saldırıyı kesti).

Ellerini Roxa'nın göğsüne koydu.
"ELEMENT TRANSFERİ: KUTSAL ATEŞ!" (Ateş elementini pozitif enerjiye çevirdi).

Lyon ve Ivy, güçlerini birleştirdi.

Roxa'nın içindeki Malakar'ın karanlık paraziti çığlık atarak dışarı fırladı ve yok oldu.
Roxa yere yığıldı. Gözleri siyahtan normale, maviye döndü. Lira da aynı şekilde bayılmıştı.
Roxa, son nefesini verirken Lyon'un elini tuttu.

"Teşekkürler... Malakar... O taht odasında. Gücü 'Hiçlik'. Fiziksel saldırılar ona işlemiyor. Sadece... 'umut' işliyor."

Roxa'nın bedeni ışığa dönüştü ve kayboldu.
Yerde geriye sadece bir yüzük kaldı.

[EŞYA: ROXA'NIN MİRASI (YÜZÜK)]
[Özellik: Tüm Element Hasarlarını %50 Arttırır. Bekleme Süresini %20 Azaltır.]

Lyon yüzüğü parmağına taktı. Gücünün bir kat daha arttığını hissetti.

"Huzur içinde uyu, selefim. Gerisini biz hallederiz." Ekip, son kapının önüne geldi. Kapı, ejderha kemiklerinden yapılmıştı ve kendiliğinden, ağır ağır açıldı. İçerisi zifiri karanlıktı.

Odanın sonunda, havada süzülen bir tahtta oturan Abyss Lordu Malakar (Seviye ???) onları bekliyordu. Malakar ayağa kalktı. Boyu 3 metreydi. Yüzü yoktu, sadece bir kara
delik gibi dönen bir girdap vardı.

"Generallerimi yendiniz. Seleflerinizi kurtardınız. Etkileyici. Ama burası sizin mezarınız olacak." Malakar elini kaldırdı ve tüm oda değişti.
Duvarlar kayboldu. Kendilerini uzay boşluğunda, yıldızların arasında buldular.

"ALAN DEĞİŞİMİ: HİÇLİK BOYUTU."

Burada hava yoktu. Ses yoktu. (Ama büyü sayesinde iletişim kurabiliyorlardı).

Lyon öne çıktı. Kılıcı Ragnarok, bu karanlıkta tek ışık kaynağıydı.

"Oyun bitti Malakar. Krallığımı, dünyamı ve arkadaşlarımı tehdit etmenin bedelini ödeyeceksin." Malakar güldü. Sesi zihinlerinde yankılandı.

"Benim seviyem yok çocuk. Ben sistemin bir hatasıyım (Bug/Glitch). Beni nasıl sileceksin?" Malakar parmağını şıklattı. Lyon'un sol kolu aniden yok oldu.

Kan yoktu. Acı yoktu. Kolu silinmişti.

"NE?!" Lyon dehşet içinde omzuna baktı.

[SİSTEM HATASI: VERİ KAYBI TESPİT EDİLDİ.]
[HP: %75]

"Kaptan!" diye bağırdı Baron.

Malakar: "Gördün mü? Ben savaşıyorum demedim. Ben siliyorum."

Bu bir savaş değildi. Bu, varoluşsal bir krizdi. Lyon tek koluyla kılıcını sıktı. "Silmek mi? O zaman seni yeniden yazacağım!"
Ivy, asasını kaldırdı. "Kutsal Yenileme!"

Ama Lyon'un kolu geri gelmedi. Silinen veri geri getirilemezdi.

"İşe yaramıyor!" dedi Ivy ağlayarak.

Lyon gülümsedi. "Sorun yok Ivy. Tek kol, kılıç tutmak için yeterli."

Lyon'un aurası değişti. Ejderha, Rüzgar, Ateş, Yıldırım... Hepsi birleşti ve Malakar'ın
"Hiçlik" rengine büründü

"Eğer sen bir hataysan... Ben de o hatayı düzelten yamayım!!

Lyon, Malakar'a doğru uçmaya başladı. Arkasında Omega Loncası. Bu, Strambeourg tarihindeki en büyük, en kaotik ve en efsanevi savaştı. Malakar, uzay boşluğundan meteorlar yağdırırken, Baron onları enerji kalkanıyla karşılıyor, Mina yıldız tozundan oklar
atıyor, Zane kara deliklerin etrafından dolanıyordu.


Ve Lyon...

Lyon, tek koluyla, sistemin sınırlarını zorlayan o son vuruşu hazırlıyordu.

"SİSTEM: SINIRLARI KALDIR."

[ONAYLANDI. YÖNETİCİ MODU (GEÇİCİ) AKTİF.]

Savaşın finali, evrenin dokusunu yırtacak kadar şiddetli olacaktı.

HİÇLİK BOYUTU - SİSTEMİN ÇÖKTÜĞÜ YER

Lyon’un sol kolu silinmişti ama savaşma iradesi hala %100’dü. Kan yerine, kopan omzundan altın rengi ve siyah karışımı bir veri akışı sızıyordu. Malakar, tahtından aşağı süzüldü.
Ayağı boşluğa değdiği anda uzay büküldü ve milyonlarca mor renkli "Hata Kodu" (Glitch) mızrağa dönüşerek Omega Loncası'nın üzerine yağmaya başladı.


"SİLİNME KOMUTU: ÇALIŞTIRILIYOR..."
Lyon, kılıcı Ragnarok'u tek eliyle sıktı. "Baron! Koruma!"

Baron, Malakar’ın bu gerçeklik büken saldırısı karşısında dişlerini kırdı. Titan Kalkanı +9 bile bu baskı altında çatırdıyordu. Kalkanın üzerindeki HP barı, bir asansör gibi aşağı iniyordu.

[Baron HP: %80 -> %30 (Saniyede)]

"Dayanamıyorum!" diye kükredi Baron. "Bu fiziksel bir darbe değil! Bu varlığımı reddediyor!"
Tam o anda, Baron’un gözlerinin önünde bir anı belirdi. Kule Şövalyesi sınavındaki o karanlık oda.

'Duvarlar yıkılmaz.' Baron, kalkanını bıraktı. Evet, kalkanı bıraktı. Ve kollarını iki yana açarak gelen saldırıyı göğsüyle karşıladı. "Eğer kalkan kırılıyorsa... Ben kalkan olurum!" Vücudu, gümüşi bir ışıkla patladı.

[SİSTEM UYARISI: DAYANIKLILIK SINIRI AŞILDI.]
[YENİ BECERİ: GRANDMASTER (BÜYÜK USTA) - "HİÇLİK KALESİ"]
[İSTATİSTİK ARTIŞI: DAYANIKLILIK +5000]

Baron’un arkasında devasa, şeffaf, gökyüzüne uzanan bir kale silüeti belirdi. Malakar’ın "Silme Komutu", Baron’un bu yeni aurasına çarptığı anda etkisiz hale geldi.

"BURADAN GEÇİŞ YOK!" diye bağırdı Baron. Sesi uzay boşluğunu titretiyordu.

Malakar şaşırdı. "Veri akışını reddetti mi? Bir tank, yönetici komutunu blokladı mı?"

Fırsat bu fırsattı. Lyon, Baron’un arkasından fırladı.

"Mina! Zane! Şimdi!"

Mina, Baron’un korumasından çıkarak boşlukta süzülen bir meteorun üzerine indi.
Malakar çok uzaktaydı ve sürekli ışınlanıyordu.

"Onu göremiyorum! Çok hızlı yer değiştiriyor!"

Mina gözlerini kapattı. Hayalet Avcı sınıfının verdiği hislerle, Malakar’ın olduğu yeri değil,
olacağı yeri hissetmeye çalıştı.

Yayı Obsidyen Ejderha +9, elinde şekil değiştirdi. Yayı geren ip kayboldu, yerini saf yıldız ışığı aldı.

[ODAKLANMA: MAKSİMUM]
[YENİ BECERİ: GRANDMASTER - "OLAY UFKU ATIŞI (EVENT HORIZON SHOT)"]
[İSTATİSTİK ARTIŞI: EL ÇABUKLUĞU +4500]

Mina, oku fırlatmadı. Ok, yaydan çıktığı anda kayboldu. Ve aynı salisede, Malakar’ın henüz ışınlanmadığı, 1 saniye sonra olacağı noktada belirdi.

Malakar ışınlandığı anda, ok tam alnının ortasında patladı.

"NE?!"

Malakar sersemledi. Bu, saniyelik bir boşluktu.

Zane, bu boşluğu bekliyordu. Ama Malakar’ın vücudu "Hiçlik"ten yapıldığı için kesilemiyordu. "Kesilemeyen bir şeyi nasıl kesersin?" diye düşündü Zane, gölgelerin içinde erirken.

"Onu varoluştan silerek." Zane’in hançerleri Zehirli Gölge +9, simsiyah bir dumanla kaplandı. Zane kendi vücudunu feda ederek tamamen bir gölge formuna, bir kavrama dönüştü.

[GİZLİLİK SINIRI AŞILDI.]
[YENİ BECERİ: GRANDMASTER - "HAYALET TANRI İNFAZI"]
[İSTATİSTİK ARTIŞI: HIZ +6000]

Zane, Malakar’ın arkasında değil, içinde belirdi. Hançerlerini dışarıdan içeri değil, içeriden dışarı doğru savurdu. Malakar’ın göğsünde devasa bir "X" yarığı açıldı. Mor kan (veri) uzaya saçıldı.

Malakar acıyla kükredi: "SİZ BÖCEKLER! SİSTEMİN KURALLARINI ÇİĞNİYORSUNUZ!"

Malakar öfkeyle ellerini iki yana açtı.
"BOYUT ÇÖKERTME: KARA DELİK!"

Odanın ortasında, her şeyi içine çeken devasa bir kara delik oluştu. Mina, Zane ve Baron çekim alanına kapıldılar. HP’leri hızla eriyordu.

Ivy, asasını [Ruh Asası +9] kaldırdı. Gözlerinden yaşlar akıyordu ama duruşu dimdikti.

"Arkadaşlarımı... Alamazsın!"

Ivy, kendi yaşam enerjisini manaya dönüştürdü. Saçları beyazdan gümüşe, sonra şeffafa döndü.

[İYİLEŞTİRME SINIRI AŞILDI.]
[YENİ BECERİ: GRANDMASTER - "ZAMANIN GERİ DÖNÜŞÜ (RECONSTRUCTION)"]
[İSTATİSTİK ARTIŞI: ZEKA +5500]

Ivy asasını yere vurdu. Kara deliğin etkisi altındaki alan "Geriye Sarıldı".

Baron, Mina ve Zane’in HP barları %10’dan %100’e fırladı. Kara delik küçülüp yok oldu.

Malakar’ın saldırısı "hiç yapılmamış" sayıldı.

Malakar ilk defa korkuyu hissetti. "Bu imkansız... Siz sadece verisiniz! Nasıl olur da Yönetici (Admin) yetkilerime karşı gelirsiniz?"

Savaş alanında ayakta kalan ve henüz hamlesini yapmayan tek kişi Lyon’du.
Silinmiş kolunun acısı yoktu. Aksine, o boşlukta garip bir güç hissediyordu.

Malakar’ın ona yaptığı "Silme" işlemi, Lyon’un vücudunda bir "Sistem Açığı" yaratmıştı.


[YÖNETİCİ MODU: BAĞLANIYOR...]
[BAĞLANTI: %40... %60...]
[SİSTEM UYARISI: TAM YETKİ VERİLEMEDİ. GEÇİCİ GÜÇ ARTIŞI AKTİF.]

Lyon, sağ elindeki Ragnarok kılıcını kaldırdı. Ama bu sefer sol omzundaki o boşluktan, mavi ve altın renkli, saf enerjiden oluşan Hayalet Bir Kol uzandı.

Bu kol, fiziksel değildi;

Lyon'un iradesinden ve oyunun kodlarından oluşuyordu. Lyon, hayalet eliyle kılıcın kabzasını kavradı. Çift el tutuşu geri gelmişti. "Malakar," dedi Lyon.

Sesi artık sadece insan sesi değildi; mekanik ve yankılıydı. "Sen bir hatasın ve ben de Düzeltme Yamasıyım."

Lyon’un istatistikleri çıldırdı.

[GÜÇ: +10.000]
[MANA: SINIRSIZ (GEÇİCİ)]
[YENİ BECERİ: GRANDMASTER - "YARATILIŞ KESİĞİ: GENESIS"]

Lyon, Malakar’a doğru uçtu. Malakar panikle binlerce meteor, kara delik ve lanet fırlattı. Lyon kılıcını bile sallamadı. Sadece aurasıyla meteorları parçaladı.
Malakar’ın dibine girdiğinde, Malakar devasa bir pençe darbesi indirdi. Lyon, hayalet sol koluyla Malakar’ın pençesini tuttu.

ÇAT!

Malakar’ın kolu, Lyon’un hayalet elinin dokunuşuyla kristalleşti ve kırıldı. Lyon, sağ
elindeki kılıcı havaya kaldırdı. Kılıcın ucu uzayın derinliklerine kadar uzandı. Ateş, Su,
Toprak, Hava, Yıldırım, Işık, Karanlık... Tüm elementler kılıcın ucunda birleşti ve gri bir
renk aldı.

"HİÇLİK DEĞİL... BAŞLANGIÇ!"
Lyon kılıcı indirdi.

"GENESIS KESİĞİ!"

Darbenin şiddetiyle Hiçlik Boyutu'nun dokusu yırtıldı. Malakar’ın vücudu ortadan ikiye
ayrılırken, içindeki "Hata Kodları" (Mor ışıklar) dışarı fışkırdı. Malakar son bir çığlık attı:
"BU SON DEĞİL LYON! SİSTEMİN SAHİPLERİ... SENİ... BULACAK!"

Ve Malakar patladı. Ama bu bir ateş patlaması değildi. Bir veri patlamasıydı.

Patlamadan sonra ekip kendini beyaz bir boşlukta buldu. Hiçlik Boyutu yok olmuştu. Abyss Kalesi’nin taht odasına geri dönmüşlerdi ama kale tamamen harabeye dönmüştü.

Lyon yere düştü. Hayalet kolu kaybolmuştu ve omzundaki yara tekrar kanamaya başlamıştı. Yönetici Modu'nun verdiği geçici güç gitmiş, yerini ölümcül bir yorgunluğa bırakmıştı.

[MALAKAR YOK EDİLDİ.]
[ABYSS ORDUSU DAĞILDI.]
[DÜNYA KURTARILDI (ŞİMDİLİK).]

Gökyüzünden, Malakar’ın öldüğü yerden parlayan bir nesne süzülerek Lyon’un önüne düştü. Bu, bir silahtı.
Ama kılıç değildi. Garip, teknolojik ve büyü karışımı, eldivene benzeyen bir "Yaratıcı Kolu".

[EŞYA: TANRIÇA'NIN PROTEZİ (GOD SLAYER ARM)]
[Sınıf: MİTİK (Mythical)]
[Özellik: Kaybedilen uzvun yerine geçer. Yönetici Yetkilerine sınırlı erişim sağlar.]

Baron, kalkanına yaslanarak güldü. "Hey Kaptan... Sanırım kolun geri geldi. Hem de daha havalı bir şekilde."

Zane, eriyen hançerlerine baktı. "Hançerlerim gitti ama değdi. Yeni yeteneklerim... korkutucu."
Mina, Ivy'ye sarıldı. "Başardık! Gerçekten bir Tanrı'yı öldürdük!"

Lyon, yerde duran protez kola uzandı. Onu omzuna yerleştirdiğinde, kol derisine
kenetlendi ve sinirleriyle bütünleşti. Lyon parmaklarını oynattı. Metalik ama doğal
hissettiriyordu.

"Bitti mi?" diye sordu Ivy.

Lyon, sistem pencresindeki o sönük ama hala var olan "Yönetici Modu: %99 Yüklendi" yazısına ve Malakar'ın son sözlerine odaklandı.

'Sistemin Sahipleri...' Lyon ayağa kalktı ve yeni metal kolunu yumruk yaptı. "Hayır," dedi Lyon, kalenin yıkık duvarlarından dışarı, doğan güneşe bakarak.

"Malakar sadece bir gardiyandı. Asıl oyun... şimdi başlıyor."

[YENİ GÖREV: SİSTEMİN KÖKENİNİ BUL.]
[DÜNYA SEVİYESİ ARTTI: ARTIK DİĞER BOYUTLARLA BAĞLANTI AÇIK.]


------------------ 7.BÖLÜM SONUNA GELDİK DİĞER BÖLÜM -----------------
------------------ YENİ BÖLÜM: [[YENİ GÖREV: SİSTEMİN KÖKENİNİ BUL.] ------------------
------------------ BURAYA KADAR OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM ------------------
------------------ DİĞER BÖLÜMLERDE GÖRÜŞMEK ÜZERE ------------------

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Okuma Ayarları

Örnek metin: "Merhaba dünya!"
Önceki Bölüm
Sonraki Bölüm
Space Sayfa Aşağı
Home Sayfa Başı
End Sayfa Sonu